2008 Türk-Japon İş Forumu'ndan
![]() | ![]() |
![]() | ![]() |
Perşembe Tokyo'daki Türk-Japon İş Forumu'na katıldık. Tokyo'nun en eski ve elit otellerinden İmperyal Otel'e yaklaşırken caddenin Türk Japon bayraklarıyla donanmış olmasını görmek gerçekten çok güzeldi.
Sn. Cumhurbaşkanımızın katıldığı forumda karsılıklı yapılabilecek şeylerle ilgili konuşmalar ve sunumlar yapıldı. Biz de Türk iş adamlarıyla ve buradaki iş sahibi diğer arkadaşlarla tanıştık, konuştuk.
Ertesi gün Türkiye'deki gazetelerin bazılarında yazarlar gezinin geneliyle ilgili görüşlerini dile getirdiler. Kimi bu temasları başarılı, kimi derinlik açısından yetersiz ve geçmişteki ziyaretlere bakarak sonuc getirip getirmeyeceğini şüpheli bulurken, kimi de acaba bu çabalara rağmen neden Honda-Toyota dışındaki Japon devlerinden beklenilen ilgiyi (yatırım artışı) görmediğimizi merak etmiş.
Biz burada uzun yaşama ve iş yaşamının içinde olmamıza dayanarak biraz daha farklı bakıyoruz. Bizim görüşümüz şöyle:
Türkiye olarak Japonya'yı ve o hedeflediğimiz devleri gerçekten tanımadığımız ve kendimizi de tanıtamıyoruz. Satış aktivitelerinin en temel ve vazgeçilmez koşulu müşteriyi tam olarak anlamaktır. Türk şirketlerinin cazip iş ortağı olacağını ya da ülkemizin ne kadar avantajlı bir pazar olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Ama müşterinin gerçekten merak ettiği konuları bilmiyoruz ve "işi bitirecek" yanıtları, onları gercekten tatmin edecek şekilde, anlayacakları ve bize güven duyacakları dilde veremiyoruz.
Honda ve Toyota yatırımlarını pek çok ülkede yapıyor. Yalnız Türkiye'de değil. Onların Türkiye'de de yatırımı seçmeleri için çok geçerli ve fizibilitesi yapılmış iş fikirleri ve bunu gerceklestirme stratejileri vardi. Projelere çok emek harcanmıştı. "Daha zor" ya da riskli sektörlerde benzer başarıyı yakalamak mümkün; ama bu sürekli, kararlı ve kendi içinde tutarlı bir çabayı gerektiriyor. Japonlar bilindiği gibi çok detaycıdır ve yabancılara güven duymaları oldukça zaman alır. Bizim Japonya dışındaki tecrüblerimizi temel alıp, Japonlara gore mesajlarımızın içeriğinden, nasıl verildigine karar süreçlerimizi gözden gecirmemiz gerekir. Bu da ilişkilerimizden, fuarlarımızdan, sektörel ve şirket bazında olusturduğumuz tanıtım materyallerine kadar "toplam kaliteyi" yakalamamiz ve çekmeye çalıştığımız Japonya sermayesi icin rekabet ettiğimiz diğer ülkelerden geri kalmamamız, hatta ileride olmamız anlamına gelir.
Biz Türkler hep büyük hedeflere kısa zamanda ulaşmak ve çok çabuk büyümek istiyoruz, ama hızlı büyümenin hızlı yemek yemek kadar sindirimi zorlastıracağını unutuyoruz. Japon yöneticilerin hep söylediği "küçük başlayıp büyük düşünmek" prensibini gözardı ediyoruz. "Devler" de küçük başladılar. Geldigimiz bügünkü noktanın ötesine geçmemiz icin büyük düşünen devletimizin sağladığı olanakların ötesini görmemiz, hedeflememiz, küçük ve mütevazi olarak başlasak da, hedefe varacak çabayı özel sektör olarak göstermemiz gerekiyor. Bizim gibi Japonya'yı ve dünya standardlarını bilen Türklerin kurdukları şirketlere, InfoKapital'lere, büyük görev düşüyor.
Önümüzün açık. Gereken, olanaklarımızı, birikimlerimizi TAM olarak kullanmayi bilmek.
Etiketler: İş fırsatları, Japonya, Turkiye




