 |
Cam tüpten hoparlör
İlk defa resimerini gördüğümde odaları ferahlatmak için kullanılan şu hoş koku yayan aletlerden diye düsündüm. Değil, uzun zamandır temelden değişmeyen diyafram ve manyetik düzenekelre bağlı hoparlör teknolojisinin yeni geldiği noktaymış. Özelliği sesi ön tarafa veren geleneksel hoparlörden farklı olarak odanın her yerine sesi yaymasıymış. Hassas audio merkalıları için uygun bir miktar mı bilmem, fiyari 10 bin dolar civarı. Bu Japonlar da neler icad ediyorlar değil mi? Sountina NSA-PF1 SonyEtiketler: elektronik, Japonya, yeni ürünler
Japonya' da kar dağılımındaki piramit yapı - 01
Japonya' nın nüfusu 128 milyon.. Türkiye nüfusunun yaklaşık 2 katı olmasa bile yüzölçümü bizimkinin yarısı olan Japonya gerçekten kalabalık bir ülke.. Bu kalabalık ülkedeki şirket sayısı da küçümsenmeyecek kadar çok.. Anonim, limited, şahıs şirketleri falan derken yaklaşık 3 milyon kurulu şirket olduğunu öğrendim.. Bu demektir ki 3 milyon Yönetim Kurulu Başkanı yani CEO var.. Yani Japon nüfusunun %3 CEO.. Şirket yöneticisi.. Her 100 kişiden 3 ü patron bu ülkede.. Neyse patronları bir kenara birakalım.. Bu 3 milyon şirketin yalnızca 4000 tanesi Japon borsasına girmiş.. 3 milyon şirkete 4000 şirketbiraz küçük bir rakam gibi gözükse de bir çoğu grup şirketleri.. Japonya da bu grup şirketlerinden32,000 tane var.. Yani 4000 bin şirketin her birisinin önemi bir başka.. 4000 bin Japon şirketi dünya piyasasının dengeleri ile oynuyor.. Ama ne hikmettir ki geçen seneki Japon vergi dairesinin istatistiklerine göre bu 3 milyon şirketin tam %70 yani 2.1 milyonu gecen sene zarar göstermiş.. Ama Toyota, 2007 Mart ayındaki kapanışlarında 240 Milyar $ ciro ve 13 Milyar $ da kar elde ettiklerini beyan etti.. Bu da Japonya' da önemli bir piramit ortaya çıkarıyor.. Bir sonraki yazımda bu piramitten biraz daha söz edeceğim.. Etiketler: Japon Şirketleri, Japonya
Malını "Konbini" de mi satarsın yoksa Makina da mı?
Japonya' da SevenEleven, FamilyMart, Lawson türü mağazalara 'Konbini' deniyor.. Bu 'Konbini' lerden Japonya' da yaklasik 35,000 tane var.. Ve bunların toplam satışı 74 Milyar $ .. Japonya nüfüsu 120 milyon.. 100 milyon diye ortalama bir rakam alıp düşünürsek ayda her bir kişi bu 'Konbini' lerde yaklasik 62$ para bırakıyor demektir.. Buda senede 744$ yapar.. Onemli bir para bence.. Ama bu 'Konbini' lerdeki ürün yelpazesini tekrar hatırlatmak isterim.. Yaklaşık 2500 ile 3000 arasında ürün var.. Yani bu 74 Milyar $ lik satış 2500 ile 3000 ürün arasında paylaşılıyor..  Bir de Japonya' da "JidouHanbaiKi" dedikleri makinalar var.. Tam Türkçe karşılığı ise Otomatik Satış Makinesi.. Bunlardan ise tüm ülke de yaklaşık 4,500,000 tane var.. Ortalama ürün yelpazesi ise 8 ile 10 arasında sınıflandırmak mümkün olabilir..Sigara, alkol, kahve, süt, bilet, soğuk içecekler gibi.. Ve bunların yıllık satışları ise şaşırtıcı.. Ya klasik 70 Milyar $.. Aşagıdaki liste ise ürün bazında makina sayısı ve satış mıktarı..
Siz olsanız ürününüzü nerede satarsınız? "Konbini" de mi "JidouHanbaiKi" de mi? Etiketler: convinient stores, Japonya, JidouHanbaiKi, Konbini, vending machines, yeni ürünler
Güneş enerjisinin niş kahramanları
Japonya'da her büyük sanayii besleyen ufak çaplı bir yığın yan üretici de boldur. En kolay ve basit örnek Toyota ve etrafında parça ya da makina üreten irili ufaklı kuruluşların Nagoya bölgesinde yoğunlaşıp oraya büyük bir endüstri merkezine getirmesidir. Kuçük bir not da şu: Airbus ve Boeing yeni modellerini geliştirirken aynı Japon parça üreticilerine gidip yalnız Japonya'da en iyi kalitede üretilen, mesela özel bilyeler ve cıvatalar sipariş vermişti. Geçen yazılarda güneş enerjisi kullanımında Sanyo vb. şirketlerin başı çektiği PV'den bahsetmiştim. Bu sefer de yan sanayiiden bahsetmek istiyorum. En başta Tokyo merkezli NPC Inc. Entegre PV üniteleri dünya pazarının %40 sahip. Ferrotec Corp. PV hücrelerinin yapımında kullanılan silikon kalipqlarını işleyen aletleri üreten önde gelen şirketlerden bir diğeri. Güneş hücrelerinin %90'ı maliyeti yüksek silikon kristalinden yapılıyor. Ulvac Inc. maliyeti düşük ince film silikondan yapılan hücreleri üreten makinalar üzerine yoğunlaşmış. Çin ve dünyada 5 fabrikada üretim yapıyor. Başta NPC olmak üzere üç şirketin de hisseleri Nikkei 225 ortalamasının oldukça üzerinde performans gösteriyor. Bütün bunların bizler ve Türkiye için anlamı ne? Bence fırsat: - Yatırım için gereken para yüklüce olsa da, bu şirketler Türkiye'de üretim yapmaya ikna edilebilir. Böylece bizim coğrafyamıza avantaj elde edebilirler. - Benzer şekilde yeni enerji kaynaklarına dayalı teknolojiler üzerine yoğunlaşan şirketler, yan sanayi de olsa, piyasalar ne kadar kötü olsa da dünyadan yatırımcı çekecek cazibeye sahip olacak. Etiketler: Japonya, Yeni enerji kaynakları
Türkler de elektrikli bisiklete biner mi?
Elektrikli bisiklet fazla havalı gelmiyor kulağa değil mi? Şöyle jet gibi giden, son model bir motorsiklete binmek varken, o kadar paraya ne gerek var böyle birşey almaya? Gelişmiş ülkelerde insanlar hava atma aşamasını geçmiş gibi. Japonya'da ve dünyada gittikçe artan petrol fiyatları ve bunun yanında şişmanlıktan uzak, sağlıklı yaşam sürme çabaları elektrikli bisiklete olan talebi arttırmaya başladı. Neden elektrikli bisiklete binmeli? (İngilizce tanıtım videosu)Japonya'da tek şarjla daha uzun yol giden, daha hafif modeller ardı ardına piyasaya çıkıyor. Matsushita'ya bağlı Panasonic Cycle Technology Co.'nun yeni modelleri tek şarjla 144km yol yapıyor, bu serideki ürünler 125 bin yen civarında. Aynı pazarda Bridgestone Cycle Co., Yamaha Motor Co., Sanyo Electric Co. de var. Yeni ürünler dağ tepe yokuş uzun mesafe pedal çevirecekler için. Bazı modellerin menzili Lithium-ion bateriyi düz yolda ya da yokuş aşağı giderken yeniden doldurduğu için fazla. Türkiye'de bu Japon modeller henüz yok izlediğim kadarıyla. En yaygın modellerden Çin malı Easy Bike, biraz ucuz olmakla beraber tek şarjla gidebildiği mesafe 50km. Bu noktada Japonlar da, hem dış aksamda kullanılan materyalin hafifliği, hem de baterinin en efektif kullanımında kendi teknolojilerinin üstünlüğünü vurguluyorlar. Etiketler: elektrikli bisiklet, Japonya
SevenEleven vs MacDonalds .. ve Türkiye Japonya' da ne satar?
Sizce Japonya'da hangisi daha fazladır? Seven Eleven'ların sayısı mı yoksa MacDonalds ların sayısı mı? Gerçi her ikisi de Amerika kökenli kuruluşlar.. Seven Eleven 1974 tarihinde kuruldu Japonya'da.. Aslında Amerika Teksas eyaletinde buz satarak başlıyor bu şirketin asıl kökleri.. Mart 2007 tarihi itibari ile Japonya'da mağaza sayısı 32,208.. MacDonolads ise yine aynı tarih itibari ile 31,677 mağazası var Japonya' da.. Neyse, SevenEleven in en çok mağazası oldugu ülke ise Japonya.. Yaklaşık 12,000 mağaza var Japonya'da.. Aslinda SevenEleven türü kuruluşlar Japonya'da çok var.. FamilyaMart, Lawson, Ministop..Bunlardan en önemlileri hep bu Zaibatsu' larin çatısı altında olan kuruluşlar.. Mesala, Mitsubishi himayesinde Lawson var.. Neyse konu dağılmadan asıl söylemek istediğim şu: Türkiye' den bir ürünü bu tür şirketlerden birine soktuğunuzu düşünün.. Mesela SevenEleven..Birden 12,000 mağazaya ulaştınız demektir..Alın size kafa karıştıracak bir soru.. Ama nasıl bir ürün.. Soru: Türkiye' den nasıl bir ürün bu mağazaların raflarında kendisine yer bulur? Not: Yapılan bir araştırmaya istinaden bu mağazaların her birinde satılan ürünlerin ortalama kalem sayısı yaklaşık 2500 ile 3000 arasında.. Etiketler: convinient stores, Japonya, yeni ürünler, ürün araştırma
Japon' larda artık ikinci el araba alıyorlar..
Japonya' da 1990 senesinde yıllık yeni araba satışları 5Milyon320Bin adete ulaşmıştı.. Rakamların içeriğini biraz daha kavramak için şöyle de diyebiliriz: 50 Milyon adet aile olan Japonya da her 10 aileden 1 aile kesinlikle yeni araba alıyor demekti bu.. Fakat Japonya' da artık yeni araba satışları hızla düşmekte.. Toyota, Honda, Nissan gibi araba firmalarinin Japonya dışındaki araba satışları artarken ülke içerisinde ise bir düşme söz konusu.. Japonya da 2008 Araç Talebinde de bir azalma söz konusu..Bundan sonra belki de Japonya' da ikinci el araba satışı piyasasında bir artış söz konusu olabilir.. Belki de araba online auction ların gözde olmasının bir sebebi de bu .. Aslında sadece araba da değil.. Motosikletten tutun iş makinalarina kadar ikinci el ürünler büyük bir pazar oluşturmakta.. ve her geçen günde büyümekte.. Etiketler: araba, ikinci el ürünler, İş fırsatları, iş makinaları, Japonya
Japonya'da "Made in Turkey" su
 Geçenlerde Japon bayan arkadaşların kutu kutu Contrex denen Fransız suyundan sipariş verdiğini farkettim. Geçen ay da ilk defa markette Belçika kaplıcası kökenleri maden suları gördüm. Özellikle büyük şehirlerde Avrupa kökenli pet şişe sularının imajı oldukça iyi. Öncelikle biraz lüks görünüşlü. Bunun yanında Japon suları genelde yumuşakken, Avrupa kökenli suların kalsiyum oranı yüksek ve sert. Alkali oranı yüksek suların sağlıklı olduğu düşüldüğünden talep de fazla. (Contrex'in verileri şoyle: 500ml'de Contrex 500ml Na: 4.7mg, Ca: 234mg, Mg: 37.25mg, Calium: 1.4mg, Sulfate: 560.5mg, pH: 7.4) Japonya'da musluk suyu rahatça içilse de yine de pet şişe suyu tüketimi artıyor. Verilere göre 1990'dan 2004'e kadar tüketim 8 kat artmış. 2004'de şişelenmiş suyun yaklaşık %20"si ithal. Olaya Türkiye açisından bakarsak maden sularımızin büyük bölümü hala değerlendirlememiş durumda. Avrupa'ya yapılan ihracat da kısıtlı. İç talep üreticilerin kapasiteleri icin hala yeterli. Japonya ve Kore şu anda öncelikli bir pazar olarak gözükmese de biraz emek harcanarak potansiyel ileriye dönük olarak yakalanabilir. Yatırım ve ulaşım maliyeleri bu pazarı küçük yatırımcılardan çok, büyük üreticiler için cazip kılacak biçimde. Etiketler: içecek sektörü, Japonya
Mikro Titan Toplarindan Kolye..
 Neden bilemiyorum ama Kyoto' dan bir firma daha sağlık ile ilgili enterasan bir baska ürün çıkarmış.. (Bir başka yazımda "Aburatorigami" den bahsetmiştim ki oda Kyoto kökenli bir üründü.. ) Kolye'nin farklı boyutları var..45cm, 55cm,65cm gibi.. özelliği ise omuz tutulmasından, bel ağrısına ya da ayaklar adalelerindeki yorgunlugun giderilmesine kadar faydasi oldugu soyleniyor.. Karbonize edilmiş titan ve mikro titan toplarini eritip elastomoric plastik ile karıştırıp aquatıtan sürülmüş bezden kolye yapıyorlar.. Kimyacı olmadığım için içeriğinin ne derece faydalı ya da zararlı olacağını bilemiyorum ama vucudun dengesini kontrol ettiği ve konsantrasyonu yükselttigine istinaden bir çok sporcunun da kullandığı bir ürün.. Internetten de ürünü satın almak mümkün.. Mesela Online Shoplardan bir tanesi bu..Bir tane de ben taktım boynuma.. Faydasını görürsem bir tane de babamın omuz ağrıları için göndereceğim.. Benzer ürünlere Türkiye' de ulaşmak mümkün mü acaba? Etiketler: Japonya, kimya, kozmetik, yeni ürünler
Japonya'da güneş enerjisinde PV kullanımı yaygınlaşıyor
Hergün enerjiyle ilgili haberler ana başlıkların çoğunu oluşturuyor Japonya'da, Avrupa ve ABD basınında. (Bizde her zamanki gibi iç haberler başköşede.) Japonya'da ince film PV'in öncelerinden Sharp ve Osaka merkezli Kansai Elektrik güneş enerjisiyle çalışacak yeni bir enerji santralı yapımına başlıyorlar. Japonya'da ilk olacak olan güneş enerjisi santralının yapımına 2009'da başlanacak. 28MW'lık elektrik üretecek santral 8000 evin yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak. 5 Milyara mal olacak proje hem iki şirketin imajını ve politikalarını belirlemiş olacak, hem de 2012'ye kadar CO2 ve benzeri sera etkisi yapan gazların çıkışını kısmak zorunda olan Japonya'nın hedefini yakalamasına yardımcı olacak. KEPCO, Sharp to build solar plant / Eco-friendly facility to be first of its kind to power nation's homes, factoriesEtiketler: Japonya, Yeni enerji kaynakları
Japon çerezlikleri - 2
 Bu çerezin en çekici tarafı doğal ürünler olması ve besin değerinin yüksek olması. Badem, kuromame (siyah soya fasulyesi) ve ek olarak kuru küçük balıklar içermesi. Kuromame'yi bir önceki yazımda anlatmıştım. Kuru balık, bayanlar ve çocuklar için doğal kalsiyum kaynağı. Türkiye'de pek bilinmeyen bir tür. Etiketler: gıda, Japonya, yeni ürünler
Japon çerezlikleri -1: Kuromame senbei
 Japon çerezlikleri bizim ülkemizde çok bilinmiyor. Bu seride benim kişisel olarak sevdiğim ve ülkemizde de sevilebileğine inandığım ürünleri kısaca tanıtmak istiyorum. Kuromamei senbei ya da siyah soyalı pirinç krakeri, tuzu az, kıtır kıtır bir çerezlik. Çayla çok iyi gidiyor. En önemli özelliği kuromame (siyah soya fasulyesi). Eski zamanlardan beri Çin tıbbında gelişme bozukluklarını gidermede kullanılan kuromame, başta demir olmak üzere mineraller, aminoasitler ve B vitaminlerinden zengin. Kolestrolü düşürdüğü, karaciğer fonksiyonlarını ve tansiyonu düzenlediği biliniyor. Resimdeki her bir kraker 78 kalori, 2.4 g protein içeriyor. Etiketler: gıda, Japonya, yeni ürünler
Ekonomik darlıkta yaratıcılık ve fırsatlar
Rekabet ve tüketicilerin değişen öncelikleri yeni firsatlar yaratır herzaman. Bilenler bilir, dayanıksız olmalarına rağmen Japonlar bir hayli alkol tüketir. Alkolün ne dini ne toplumsal bir yasaklaması vardır. Pek çok erkek eve dönerken trende, yolda yürürken ya da evde bir tek atar, yazın en bol da bira gider. Bubble ekonomisi sonrası alım gücünün düşmesiyle beraber Japon bira üreticileri de yeni ürünler denediler. Önce piyasa "happoshu" çıktı. Sonra "3. kategori bira" denen tür. Hem üretim maliyetindeki düşüş hem de vergi yasasındaki boşluk, bu yeni türlerin normal biraya göre fiyatın düşük olmasını sağladı. Japonya'da biranın ne tür özellikleri olacağı ve buna uygulanacak vergi belliyken, bira tadında ama içeriği farklı olan alkollü içeceklere uygulanan oran çok daha düşük. Geçen yıllarda bira tüketimi hızla düşüp, happoshu tüketimi artmaya başlayınca, hükümet vergiyi arttırmıştı. Bundan sonra "3. kategori bira" da da aynı şey olabilir. "3. kategori bira" soya, bezelye, mısır gibi tahıl ve baklagillerin proteininden üretiliyor. Bence tadı biraya çok benzese de tabii ağızda bıraktiği tad farklı. Pek çok insan keseye öncelik verdiği için artık bu farkı önemsemiyor. Dünya'da gıda fiyatları arttığı için, artık herkes tasarruf peşinde, akşamcılar da. 350ml lik "3. kategori bira" 140 yen (28 yen vergi), happoshu 160 (47 yen vergi) ve bira da ortalama 215 yen (77 yen vergi.) Haberin kaynağı ve rekabet durumu için Yomiuri'deki habere bakabilirsiniz. Türkiye'de alkollü ve alkolsüz içecekler için de pazarın hala doymadığa inanıyorum. Bu sektörde ihtiyaçlar hızla değişiyor, yakalamak önemli. Etiketler: içecek sektörü, iş fikirleri, Japonya
2008 Türk-Japon İş Forumu'ndan
Perşembe Tokyo'daki Türk-Japon İş Forumu'na katıldık. Tokyo'nun en eski ve elit otellerinden İmperyal Otel'e yaklaşırken caddenin Türk Japon bayraklarıyla donanmış olmasını görmek gerçekten çok güzeldi. Sn. Cumhurbaşkanımızın katıldığı forumda karsılıklı yapılabilecek şeylerle ilgili konuşmalar ve sunumlar yapıldı. Biz de Türk iş adamlarıyla ve buradaki iş sahibi diğer arkadaşlarla tanıştık, konuştuk. Ertesi gün Türkiye'deki gazetelerin bazılarında yazarlar gezinin geneliyle ilgili görüşlerini dile getirdiler. Kimi bu temasları başarılı, kimi derinlik açısından yetersiz ve geçmişteki ziyaretlere bakarak sonuc getirip getirmeyeceğini şüpheli bulurken, kimi de acaba bu çabalara rağmen neden Honda-Toyota dışındaki Japon devlerinden beklenilen ilgiyi (yatırım artışı) görmediğimizi merak etmiş. Biz burada uzun yaşama ve iş yaşamının içinde olmamıza dayanarak biraz daha farklı bakıyoruz. Bizim görüşümüz şöyle: Türkiye olarak Japonya'yı ve o hedeflediğimiz devleri gerçekten tanımadığımız ve kendimizi de tanıtamıyoruz. Satış aktivitelerinin en temel ve vazgeçilmez koşulu müşteriyi tam olarak anlamaktır. Türk şirketlerinin cazip iş ortağı olacağını ya da ülkemizin ne kadar avantajlı bir pazar olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Ama müşterinin gerçekten merak ettiği konuları bilmiyoruz ve "işi bitirecek" yanıtları, onları gercekten tatmin edecek şekilde, anlayacakları ve bize güven duyacakları dilde veremiyoruz. Honda ve Toyota yatırımlarını pek çok ülkede yapıyor. Yalnız Türkiye'de değil. Onların Türkiye'de de yatırımı seçmeleri için çok geçerli ve fizibilitesi yapılmış iş fikirleri ve bunu gerceklestirme stratejileri vardi. Projelere çok emek harcanmıştı. "Daha zor" ya da riskli sektörlerde benzer başarıyı yakalamak mümkün; ama bu sürekli, kararlı ve kendi içinde tutarlı bir çabayı gerektiriyor. Japonlar bilindiği gibi çok detaycıdır ve yabancılara güven duymaları oldukça zaman alır. Bizim Japonya dışındaki tecrüblerimizi temel alıp, Japonlara gore mesajlarımızın içeriğinden, nasıl verildigine karar süreçlerimizi gözden gecirmemiz gerekir. Bu da ilişkilerimizden, fuarlarımızdan, sektörel ve şirket bazında olusturduğumuz tanıtım materyallerine kadar "toplam kaliteyi" yakalamamiz ve çekmeye çalıştığımız Japonya sermayesi icin rekabet ettiğimiz diğer ülkelerden geri kalmamamız, hatta ileride olmamız anlamına gelir. Biz Türkler hep büyük hedeflere kısa zamanda ulaşmak ve çok çabuk büyümek istiyoruz, ama hızlı büyümenin hızlı yemek yemek kadar sindirimi zorlastıracağını unutuyoruz. Japon yöneticilerin hep söylediği "küçük başlayıp büyük düşünmek" prensibini gözardı ediyoruz. "Devler" de küçük başladılar. Geldigimiz bügünkü noktanın ötesine geçmemiz icin büyük düşünen devletimizin sağladığı olanakların ötesini görmemiz, hedeflememiz, küçük ve mütevazi olarak başlasak da, hedefe varacak çabayı özel sektör olarak göstermemiz gerekiyor. Bizim gibi Japonya'yı ve dünya standardlarını bilen Türklerin kurdukları şirketlere, InfoKapital'lere, büyük görev düşüyor. Önümüzün açık. Gereken, olanaklarımızı, birikimlerimizi TAM olarak kullanmayi bilmek. Etiketler: İş fırsatları, Japonya, Turkiye
Japonlarla el sıkışırken göz göze gelmek
Sn. Cumhurbaşkanını'nın Japonya'ya geldiği gün Hürriyet'te Japonlarla el sıkışırken göz göze gelmeyin uyarısı başlıklı bir yazı gözüme çarptı. Haberde belirtilen rehberde verilen öğütlerden bazıları doğru ama bazıları değil. Bu rehberi yazan gerçekten Japonlarla iş yapmış mı, yoksa özellikle batıda çok yaygın "Japonlara iş yapma" ile ilgili 20 yıl önce yazılmış kitaplardakileri mi özetlemiş merak ettim doğrusu. Benim yorumlarım şöyle: Japon muhataplarla el sıkışırken göz göze gelmekten kaçının: Bu doğru değil. Yalnız genç değil, pek çok orta yaşlı Japon özellille yabancılardan samimi ve kuvvetli bir el sıkma bekler. El sıkışma adetinin aslında olmadığını da belirtmeliyim. Derin nefes alıyorsa görüşme olumsuz: Bunu ayarlamak ve anlamak da zor. Yaşa ve ağarmış saça prim verir. Japonlar yaşa ve ağarmış saçlara prim verdiğinden, müzakere heyetinde mutlaka kıdemli bir firma temsilcisi bulundurun: Bu tamamen iş yapılacak sektöre, karşı tarafın şirket kültürüne göre değişir, genelleme yapılamaz. Tam ters etki de yapabilir. Hangi ulusla olursa olsun genellemeler tehlikeli. Doğru şeyi yapmak isterken münasebetsiz durumlara yol açılabilir. Basma kalıp bilgilerin yazıldığı bu tür "iş yapma" rehberlerini hep bir soru işeritiyle okumakta yarar var. (Yazının benzer versiyonu Ortak Renkler'dedir.)Etiketler: iş adabı, Japonya
"Aburatorigami"
Japonya'da "Aburatorigami" deniyor..Belkide diğer ülkelerde de.. Sanırım Türkçe' de yağ emeci kozmetik yüz kağıdı da denilebilir.. Gayet tabiki bu benim tercümem..  Neyse, Japonya çapında "Aburatorigami" nin ünlü bir ürün haline gelmesi Japonya'nın eski başkenti Kyoto şehrinde oldu.. "Aburatorigami" tarihi kısa aslında.. 1920'lere dayanıyor..Ilk zamanlarda "Aburatorigami" kağıtlarının ebadı tüm yüzü kaplayacak büyüklükte idi..Yani şimdiki "Aburatorigami" kağıtlarından yaklaşık 4 kat daha büyüktü diyebiliriz..ve de pahalıydı.. Ilerleyen zaman içerisinde cep ebatındaki "Aburatorigami" ler bir tanesi 20 Japon Yeni karşılıgında piyasaya sürüldü.. ve kısa zaman icerisinde Kyoto'nun Yeşilçamı' inda sinema ve tiyatro bölgesinde önemli bir populerite kazandi.. ve ağızdan ağıza tüm Japonya' ya yayıldı.. Kim bilir belki de Türkiye'ye.. Acaba kimler biliyor?? Şimdilerde ise bir paketinde yaklaşık 100 adeti 100 Japon Yenine her yerde satılıyor.. 1YTL falan.. Etiketler: Aburatorigami, Japonya, kozmetik, yeni ürünler
Web'de kelimelerin ötesine geçmek
Şirket kurmak için koştururken web sitesini oluşturmayı da ihmal etmedik. Dizaynı Türk bir arkadaş ( Mehmet Murat Keylan) üstüne aldı. Web programlamasını kendimiz yaptık. En zoru içerik oluşturmak, hem de 3 dilde . Şirketin gerçekleşmesi zamana yayılan bir vizyonu ve planları olunca, şu aşamada kime ne söylemek gerektiğine karar vermek bir iki "beyin fırtınası" oturumunu gerektirdi. Sonra M. Masato Japonca'ya, ben de İngilizce'ye çevirdik. Ama Japon ve ana dili İngilizce olan arkadaşların fikirlerini almayı ihmal etmedik. Cümleleri düzelttik. Japonca en zoru oldu, tahmin edilebileceği gibi. Nedeni şöyle: Her dilin bir tınısı, melodisi var. Salt tercümeyle o tınıyı yakalamak gerçekten zor. Bunun da ötesinde kelimlerin taşıdığı izlenimler, imaj ve alt-anlamlar var. Mecazlar ve değimlerin uygun kullanımı o kültürün içinden olunca yerine oturuyor. İnsan ilişkileri içinde bunların önemi büyük. Anlam karşı tarafa ulaşsa bile nasıl bir izlenim bırakıyor? Güveni ve beraber bir şeyler yapma isteğini uyandırıyor mu? Sonuç olarak Japonca gibi, sosyal yapıya, insan ilişkilerine çok değer veren bir ülkenin dilinde cümleleri yerine oturtmamız gerekti. Türkçe ve İngilizcedeki doğrudan tercümeden farklı da olsa, Japon okuyuca istediğimiz imajı vereceğinden emin olduğumuz cümleleri seçmeye çaba gösterdik. Web sitesindeki şifeyi kaldırdık. InfoKapital Incorporated K.K. internette de doğmuş oldu! (Bu yazının benzer bir başka düzenlemesi Ortakrenklerdedir.)Etiketler: Japonca, Japonya, tercüme, web dizayn, şirket kurma
Japonya'da şirket kurarken - 2
 İkinci aşamaya geçmek için günleri ayarladık. Bu sefer de cebimizde makbuzumuz, çantamızda onaylanmış tüzüğümüz, paramız, Adalet Bakanlığına bağlı bölge Hukuk İşleri Bürosuna gittik. Bizim gittiğimiz büro Tokyo'da yabancıların pek takılmadığı bir bölgede olsa gerek, tabii işlemleri yapacak amca yine bizi görünce biraz dumur oldu. Şöyle bir göz ucuyla baktı. Gerekli belgeleri sıraladı, yani "bunlar bunlar tamam mı bakalım ki buraya geldiniz?" der gibi. Biz de kağıtları falan çıkardık. En önemli şeyler, tabii onaylı tüzüğün yanında, kendi kişisel mühürlerimiz ( inkan), mühürün sahipliğin, kanıtlayan belge ( inkanshoumeisho) ve şirketin mühürleriydi. Hatırlatmak isterim ki Japonya'da resmi işlerde imza değil, mühür kullanılır. İlk geldiğimde banka işlerinde oldukça zorlanmıştım. Bu yüzden mühürler çok önemli. Amca herşeye şöyle bir baktı. Artık güveni gelmişti, çünkü herşey tamamdı. İşlemi resmi olarak başlatması için gerekli pulu almak için bizi karşı binadaki pulcuya gönderdi. Pul (evet inanması zor ama) 150 bin yen (1500 dolar civarı) değerindeydi. M. Masato "aman dünyanın en pahalı pulunu kelebek gibi tut" derken, benim derdim pulu bir yere yapışmadan aynı zamanda da rüzgardan uçmadan yerine ulaştırmaktı. Neyse kazasız pul yapışması gereken yerlere yapıştı. Kişisel mühürler basılması gereken 5-10 yere basıldı (mesela sayfaların kenarlarına da yarım olarak - nedense.) İki gün sonra işlem tamamlandı. Resimdeki en altta yer alan belge sirketin kuruluş sertifikası ( tohon), üsttekiler de sirket mührünün kayıtlarıyla ilgili. Artık resmi olarak şirketimiz kuruldu. 2 ay içinde vergi dairesine kayıt yaptırmak ve süresi içinde ikimizden mevcut yönetim kurulunu toplamamız gerekiyor. (Arkası var...) (Bu yazının benzer bir başka düzenlemesi Ortakrenklerdedir.)Etiketler: InfoKapital, Japonya, şirket kurma
Değneksiz golf nasıl oynayacaksın..
Evet golf oynamak için bir sürü alet edavata ihtiyaç var.. Ayakkabısından eldivenine, ti si, topu derken..En önemliside benim değnek diye hitap ettiklerim.. Golf oynamak için hakikaten şart..  Ben 4 sene önce başladım golfe ve de çok zevk alarak yaptığım bir spor.. Ama malzemeleri biraz pahalı.. Japonya da ikinci el bir yığın golf mağazası var.. Ben hep buradan temin ediyorum malzemelerimi.. Bir de şunu unutmadan söylemeli, Japonlar ne olursa olsun, satın aldıkları her ürünü hakikaten çok titiz kullanıyorlar.. Japonya dan ikinci el herhangi bir ürün satın alan herkez bunu çok iyi bilir.. Ben ikinci el malzemelerim ile bu Çarşamba golfe gidiyorum.. 24 kişilik bir lokal turnuva.. Umarım iyi skor yaparım.. Nedir acaba ikinci el golf malzemeleri ile ilgili piyasa Türkiye'de merak ediyorum doğrusu.. Etiketler: golf, ikinci el ürünler, Japonya, spor
Yeni bir ürün değil ama..
Gün geçmiyor ki yeni bir ürün gözümüze çarpmasın..Özellikle kozmetik ile ilgili ürünler benim her zaman ilgimi çekmistir.. geçenlerde soya sütündeki kaymaktan yapılmıs bir maske ilgimi çekti..  Japon geleneksel yemeklerinde sıkça kullanılan soya sosunun ana maddesi olan soya dan faydalınalarak yapılmış bir ürün.. Banyodan ya da spordan ya da ne bileyim spa dan sonra kullanıldığında cildi daha parlak ve beyaz yaptığı ayrıca doğal temizliğini sağlıyormuş.. Türkiye de son zamanlarda bu tür ürünler hakkında talep ne durumda acaba.. Etiketler: Japonya, kozmetik, yeni ürünler
Japonya'da şirket kurarken - 1
 Geçen yıl şirket kurmaya karar verdiğimiz zaman, araştırdık, arkadaşlara sorduk, hatta vergi işlerine bakan bir Japon amcaya danıştık. En ucuz ve kolay nasıl yapabilirdik? M. Masato'yla uzun uzun konuştuk ve bu işi, yani şirket kurma işlemlerini kendimiz yapmaya karar verdik. En büyük engel, ya da göz korkutan şey, aslında mevzuatı tam bilmememizdi. Malum bizim Türkiye'de de diğer ülkelerde de bu işlerin dili bile karışıktır. İnsan bezer ve "bir bilene" yani avukata falan verir. Ama M. Masato bu işi kendi kendimize yapabileceğimize ikna etti beni. Web'deki bilgiler, bazı Kobi destek merkezlerine ziyaretler falan...Sonuçta yapılması gerekenleri anladık ve en önemli belgeyi, şirket tüzüğünü kendimiz hazırladık. İlk resmi işlem bu tüzüğün noterce onaylanmasıydı. Bir sabahın dokuzunda Tokyo'da Shinbashi tarafındaki bir noter bürosundaydık. 60'ının üstündeki noter ve yanındaki (Japon Office Lady-OL usülü) bayan çalışanlar için unutamayacakları ve arkadaşlarına anlatacakları bir gün olsa gerek: İki yabancı kapıda ve işlem yaptırmak istiyor. Zavallılar şaşkınlıktan dumur oldular! Oldukça alışılmadık birşey olmalı. Acaba ne istiyorlar, Japonca konuşuyorlar mı, falan. Bu dumur durumunu atlattıklarında bizim dökümanların tamam olduğunu, niyetimizin ciddi olduğunu, Japonca konuştuğumuzu, hatta okuduğumuzu ve herşeyin normal seyrinde gidebileceğini anladılar. İşlemlerin gerisi kolayca bitti. Biz derin selam vererek kapıdan çıktık. Cebimizde makbuzumuz, çantamızda onaylanmış tüzüğümüz vardı. İlk aşama sorunsuz bitmişti. Bundan sonrası Adalet Bakanlığına bağlı Hukuk İşleri Bürosuna gitmekti. (Bu yazının benzer bir başka düzenlemesi Ortakrenklerdedir.)Etiketler: InfoKapital, Japonya, şirket kurma
Her şey Dünya için
Japonya, savaş sonrasındaki acımasız sanayileşmesinin ardından yeniden çevreciliğe döndü ve şimdi herşey, hergün konular bu eksende dönüyor. Japonlar bir konuda kollektif düşğünmeye başladılar mı, korkulur. Geçenlerde radyoda spiker ekolojiyi korumak için artık arabasına binmediğini ve trenle işe gidip geldiğini söyledi. Değişime inanamadım. Gazeteler için de durum aynı. Bu haftaki Nikkei'de iki haber gözüme çarptı. Bunlardan biri 2007 Nikkei Üstün Ürün ve Hizmetler ödüllerinden birini almış olan, Mitsubishi Heavy Industries'in MWT92/2.4 modeli. Kendi yönünü rüzgara göre ayarlayarak çok kuvvetli rüzgara dayanabiliyor ya da zayıf rüzgarda da çalışabiliyor. Diğer bir haberse TDK ve Taiyo Yuden'i ayrı ayrı 2010'da piyasaya sürmek üzere, yeni ve ucuz silikondan imal edilmemiş DSSC adlı güneş enerisi aletlerini planlamaya başlamaları. Ürünün özelliği kapalı ya da kötü havada da güvenilir elektrik üretebilmesi. Türkiye'de hala bu konu biraz lüks görünüypr sanırım. Çok ilgi yok çevre korumaya. Şimdilerde başlayıp zararın neresinden dönsek kardır olmalı mantık. İnsanlar geç olsa da uyanmaya başlasa..Aslında yeni ve boş bir alan olarak görünüyor. Amerikada'da bile son başkanlık seçimlerimde "yeşil" alanlarda iş alanları yaratma lafları dönmeye başladı. Bizde tutar mı göreceğiz. Etiketler: Japonya, trendler::ekoloji, yeni ürünler
Bu sefer de tam tersi - Bizde var Japon' larda yok..
Bazen de tam tersi oluyor işte. Türkiye' de imal ediliyor ve bir çok ülkede pazarlanan öyle ürünler var ki bunlara Japon piyasasında görebilmek mümkün olmuyor. Mesala geçenlerde bir Türk Kimya şirketinin sitesine bakarken buna tanık oldum. Etiketler: InfoKapital, Japonya
|
|
|
|
|