30.6.08

Her yer ZERO


ZeroZero


Hızla değişen ve yeniliklere çok açık Japon içecek sektöründe Zero fırtınası devam ediyor.

"Metabo" (metabolik sendromu) olmama isteğinın sonucu, içeceklerin de düşük kalorilo olması gerektiğini düşünen tüketiciler için kahveden kolaya, biradan (ya da yasal çerçevede bira benzerleri) süte kadar herşey ZERO-0. Piyasada her zaman canlılık arayan üreticiler de ardı arkasına ZERO reklamı yapıp duruyor.

Türkiye'de de satılan Diyet ya da Light Kola ürünlerini deneyenler bilir, insanın içini bayan ve sunni tatlandırıcılardan kaynaklanan bir tatlılık vardır. Aynı şey Japonya için de geçerli. Zero bakanlık tanımları gereği gerçek anlamda 0.000 kalori değerini değil, içeceğin 100 ml'deki 5 kcalden az enerji içermesini gösteriyor.

Kişisel olarak ben Zero'ları değil içecek olarak çayları tercih ederim. Gerçek Zero onlar. Mesela ortadaki, Santory'nin Kuro Oolong Çayı, 70mg çay kökenli polifenol (OTPP) içeriyor.

Consumers have appetite for calorie-free products

29.6.08

Japon çerezlikleri -1: Kuromame senbei

Noter

Japon çerezlikleri bizim ülkemizde çok bilinmiyor. Bu seride benim kişisel olarak sevdiğim ve ülkemizde de sevilebileğine inandığım ürünleri kısaca tanıtmak istiyorum.

Kuromamei senbei ya da siyah soyalı pirinç krakeri, tuzu az, kıtır kıtır bir çerezlik. Çayla çok iyi gidiyor. En önemli özelliği kuromame (siyah soya fasulyesi). Eski zamanlardan beri Çin tıbbında gelişme bozukluklarını gidermede kullanılan kuromame, başta demir olmak üzere mineraller, aminoasitler ve B vitaminlerinden zengin. Kolestrolü düşürdüğü, karaciğer fonksiyonlarını ve tansiyonu düzenlediği biliniyor. Resimdeki her bir kraker 78 kalori, 2.4 g protein içeriyor.

Etiketler: , ,

23.6.08

Enerji politikamız var mı?

Hergün enerjiyle ilgili bir haber çıkıyor bugünlerde. Ben de geçenlerde bu konuda yazmıştım.

Eskiden fantazi gibi görülen alternatif enerji kaynaları petrol fiyalarının gördüğümüz gibi artması ve petrol kaynaklarının da ön görülenden daha kısa zamanda ihtiyaca yanıt veremeyeğinin anlaşılması tasrı halindeki yeni teknolojilerin değerini arttırdı.

Ülkemizde bitmek bilmeyen nükleer santral projelerinin ötesinde bir şey var mı? Bu konudaki politikamız nedir? Bilenler paylaşırsa sevinirim.

Etiketler:

22.6.08

Ekonomik darlıkta yaratıcılık ve fırsatlar

Rekabet ve tüketicilerin değişen öncelikleri yeni firsatlar yaratır herzaman.

Bilenler bilir, dayanıksız olmalarına rağmen Japonlar bir hayli alkol tüketir. Alkolün ne dini ne toplumsal bir yasaklaması vardır. Pek çok erkek eve dönerken trende, yolda yürürken ya da evde bir tek atar, yazın en bol da bira gider.

Bubble ekonomisi sonrası alım gücünün düşmesiyle beraber Japon bira üreticileri de yeni ürünler denediler. Önce piyasa "happoshu" çıktı. Sonra "3. kategori bira" denen tür. Hem üretim maliyetindeki düşüş hem de vergi yasasındaki boşluk, bu yeni türlerin normal biraya göre fiyatın düşük olmasını sağladı. Japonya'da biranın ne tür özellikleri olacağı ve buna uygulanacak vergi belliyken, bira tadında ama içeriği farklı olan alkollü içeceklere uygulanan oran çok daha düşük. Geçen yıllarda bira tüketimi hızla düşüp, happoshu tüketimi artmaya başlayınca, hükümet vergiyi arttırmıştı. Bundan sonra "3. kategori bira" da da aynı şey olabilir.

"3. kategori bira" soya, bezelye, mısır gibi tahıl ve baklagillerin proteininden üretiliyor. Bence tadı biraya çok benzese de tabii ağızda bıraktiği tad farklı. Pek çok insan keseye öncelik verdiği için artık bu farkı önemsemiyor. Dünya'da gıda fiyatları arttığı için, artık herkes tasarruf peşinde, akşamcılar da. 350ml lik "3. kategori bira" 140 yen (28 yen vergi), happoshu 160 (47 yen vergi) ve bira da ortalama 215 yen (77 yen vergi.)

Haberin kaynağı ve rekabet durumu için
Yomiuri'deki habere bakabilirsiniz.

Türkiye'de alkollü ve alkolsüz içecekler için de pazarın hala doymadığa inanıyorum. Bu sektörde ihtiyaçlar hızla değişiyor, yakalamak önemli.

Etiketler: , ,

20.6.08

Kiwi denince İtalya??

Kiwi denince İtalya
Gazetede geçen gün bir haber gözüme çarptı: İtalya yıllık 400,000 bin tonluk üretimle dünyanın bir numaralı Kiwi üreticisi haline gelmiş. Yakında bilinen kiwiden çok daha tatlı Kiwigold da üretmeye başlayacakmış. ABD'ye de ihraç edilen kiwinin getirdiği kar üzümün üç katıymış.

Haberin kaynağı LA Times.

Bizde de kiwinin üretildiğini biliyorum. Ama domates ve karpuzla ilgili insanın içini acıtan haberleri hatırladım. Belki daha akıllı tarım politikalarına ihtiyaç var.

Etiketler: ,

16.6.08

Japonca bilenler için Japonya'da çalışma imkanı

Japan Career, Tokyo'da, bizim elçiliğe 5 dk. uzaklıktaki SolverNet Şirketi'nin kurucuları Aburaya-san and Adachi-san'ın projesi.

İş fikirlerinin çıkış noktası, Japonya'da gittikçe azalan ve yaşlanan nüfus. Er ya da geç tutarlı bir göçmen tesvik politikasının izlenerek, kalifiye ve Japonya'ya uyum sağlayacak yabancıların çalışma gücüne katılmasının kaçınılmaz olduğunu görüyorlar.

Japonya dışından ve içinen adayları Japonya'daki şirketlerle tanıştırıyorlar. Web sitesinde de görüldüğü gibi müşterileri de, adaylar da günden güne artıyor.

Adachi-san'la yaptığım sohbetlerde olaya kısa vadeli, tek seferlik bir alışveriş olarak bakmadıklarını sevinerek farkettim. Şirketlerin bu tür insan kaynakları ihtiyaçları bitmeyeceği gibi, yabanci çalışanlarını ve organizasyonlarını bu alışma sürecinde desteklemeleri gerekecek. Yabancılar da bir sure sonra başka şirketlere alanlara geçmek isteyecekler, hatta (bizim gibi) kendi şirketlerini kurmak isteyecekler, bu sefer işveren olacaklar. Böylece işbirliği olanakları uzun vadede sürekli taze tutulacak.

Konuyla ilgileniyorsanız bize bir email atarak bilgi alabilirsiniz.

Etiketler: ,

12.6.08

Şirket etiği

Ethisphere Enstitüsü'nün çalişmasına göre dünyanın en etik şirketleri belirlendi. Listede benim için sevindirici olan çalıştığım şirketlerden birinin yer alması.

Asya'dan yalnız Japonya'dan 2 şirketin bulunduğu listede gelişmekte olan ülkelerden şirket bulunmuyor.

Şeçim kriteri şoyle belirlenmiş:
1- Kurumsal vatandaşlık ve sorumluluk
2- Kurumsal denetim
3- Sosyal refaha katkıda bulunan inovasyon
4- Sektörel liderlik
5- Kurumsal liderliğin ağırlığı
6- Tam güvenilirlik
7- Iç sistemeler ve etik uygunluk programları

Son zamanlardaki trendlere uygun olarak yalnızca kar etmek ve başarılı olmak uluslarası piyasadaki imaj için yeterli olmuyor. Bu değerleri benimsememiş şirketler uluslarası platformda işbirliği fırsatlarında dezavantajlı olabiliyor. Ya da gittikçe daralan yetenek pazarında iyi aday çekemiyor. Türkiye olarak önem vermeye devam etmemiz gereken konulardan biri.

Etiketler:

8.6.08

2008 Türk-Japon İş Forumu'ndan


ForumForum
ForumForum

Perşembe Tokyo'daki Türk-Japon İş Forumu'na katıldık. Tokyo'nun en eski ve elit otellerinden İmperyal Otel'e yaklaşırken caddenin Türk Japon bayraklarıyla donanmış olmasını görmek gerçekten çok güzeldi.

Sn. Cumhurbaşkanımızın katıldığı forumda karsılıklı yapılabilecek şeylerle ilgili konuşmalar ve sunumlar yapıldı. Biz de Türk iş adamlarıyla ve buradaki iş sahibi diğer arkadaşlarla tanıştık, konuştuk.

Ertesi gün Türkiye'deki gazetelerin bazılarında yazarlar gezinin geneliyle ilgili görüşlerini dile getirdiler. Kimi bu temasları başarılı, kimi derinlik açısından yetersiz ve geçmişteki ziyaretlere bakarak sonuc getirip getirmeyeceğini şüpheli bulurken, kimi de acaba bu çabalara rağmen neden Honda-Toyota dışındaki Japon devlerinden beklenilen ilgiyi (yatırım artışı) görmediğimizi merak etmiş.

Biz burada uzun yaşama ve iş yaşamının içinde olmamıza dayanarak biraz daha farklı bakıyoruz. Bizim görüşümüz şöyle:

Türkiye olarak Japonya'yı ve o hedeflediğimiz devleri gerçekten tanımadığımız ve kendimizi de tanıtamıyoruz. Satış aktivitelerinin en temel ve vazgeçilmez koşulu müşteriyi tam olarak anlamaktır. Türk şirketlerinin cazip iş ortağı olacağını ya da ülkemizin ne kadar avantajlı bir pazar olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Ama müşterinin gerçekten merak ettiği konuları bilmiyoruz ve "işi bitirecek" yanıtları, onları gercekten tatmin edecek şekilde, anlayacakları ve bize güven duyacakları dilde veremiyoruz.

Honda ve Toyota yatırımlarını pek çok ülkede yapıyor. Yalnız Türkiye'de değil. Onların Türkiye'de de yatırımı seçmeleri için çok geçerli ve fizibilitesi yapılmış iş fikirleri ve bunu gerceklestirme stratejileri vardi. Projelere çok emek harcanmıştı. "Daha zor" ya da riskli sektörlerde benzer başarıyı yakalamak mümkün; ama bu sürekli, kararlı ve kendi içinde tutarlı bir çabayı gerektiriyor. Japonlar bilindiği gibi çok detaycıdır ve yabancılara güven duymaları oldukça zaman alır. Bizim Japonya dışındaki tecrüblerimizi temel alıp, Japonlara gore mesajlarımızın içeriğinden, nasıl verildigine karar süreçlerimizi gözden gecirmemiz gerekir. Bu da ilişkilerimizden, fuarlarımızdan, sektörel ve şirket bazında olusturduğumuz tanıtım materyallerine kadar "toplam kaliteyi" yakalamamiz ve çekmeye çalıştığımız Japonya sermayesi icin rekabet ettiğimiz diğer ülkelerden geri kalmamamız, hatta ileride olmamız anlamına gelir.

Biz Türkler hep büyük hedeflere kısa zamanda ulaşmak ve çok çabuk büyümek istiyoruz, ama hızlı büyümenin hızlı yemek yemek kadar sindirimi zorlastıracağını unutuyoruz. Japon yöneticilerin hep söylediği "küçük başlayıp büyük düşünmek" prensibini gözardı ediyoruz. "Devler" de küçük başladılar. Geldigimiz bügünkü noktanın ötesine geçmemiz icin büyük düşünen devletimizin sağladığı olanakların ötesini görmemiz, hedeflememiz, küçük ve mütevazi olarak başlasak da, hedefe varacak çabayı özel sektör olarak göstermemiz gerekiyor. Bizim gibi Japonya'yı ve dünya standardlarını bilen Türklerin kurdukları şirketlere, InfoKapital'lere, büyük görev düşüyor.

Önümüzün açık. Gereken, olanaklarımızı, birikimlerimizi TAM olarak kullanmayi bilmek.

Etiketler: , ,

7.6.08

Japonlarla el sıkışırken göz göze gelmek

Sn. Cumhurbaşkanını'nın Japonya'ya geldiği gün Hürriyet'te
Japonlarla el sıkışırken göz göze gelmeyin uyarısı başlıklı bir yazı gözüme çarptı.

Haberde belirtilen rehberde verilen öğütlerden bazıları doğru ama bazıları değil. Bu rehberi yazan gerçekten Japonlarla iş yapmış mı, yoksa özellikle batıda çok yaygın "Japonlara iş yapma" ile ilgili 20 yıl önce yazılmış kitaplardakileri mi özetlemiş merak ettim doğrusu.

Benim yorumlarım şöyle:

Japon muhataplarla el sıkışırken göz göze gelmekten kaçının: Bu doğru değil. Yalnız genç değil, pek çok orta yaşlı Japon özellille yabancılardan samimi ve kuvvetli bir el sıkma bekler. El sıkışma adetinin aslında olmadığını da belirtmeliyim.

Derin nefes alıyorsa görüşme olumsuz: Bunu ayarlamak ve anlamak da zor.

Yaşa ve ağarmış saça prim verir. Japonlar yaşa ve ağarmış saçlara prim verdiğinden, müzakere heyetinde mutlaka kıdemli bir firma temsilcisi bulundurun: Bu tamamen iş yapılacak sektöre, karşı tarafın şirket kültürüne göre değişir, genelleme yapılamaz. Tam ters etki de yapabilir.

Hangi ulusla olursa olsun genellemeler tehlikeli. Doğru şeyi yapmak isterken münasebetsiz durumlara yol açılabilir. Basma kalıp bilgilerin yazıldığı bu tür "iş yapma" rehberlerini hep bir soru işeritiyle okumakta yarar var.

(Yazının benzer versiyonu Ortak Renkler'dedir.)

Etiketler: ,

Copyright © 2008 infokapital.com
InfoKapital is not responsible for the content of external internet sites