29.8.08

Cam tüpten hoparlör

İlk defa resimerini gördüğümde odaları ferahlatmak için kullanılan şu hoş koku yayan aletlerden diye düsündüm. Değil, uzun zamandır temelden değişmeyen diyafram ve manyetik düzenekelre bağlı hoparlör teknolojisinin yeni geldiği noktaymış.

Özelliği sesi ön tarafa veren geleneksel hoparlörden farklı olarak odanın her yerine sesi yaymasıymış.

Hassas audio merkalıları için uygun bir miktar mı bilmem, fiyari 10 bin dolar civarı.
Bu Japonlar da neler icad ediyorlar değil mi?

Sountina NSA-PF1 Sony

Etiketler: , ,

15.8.08

Japonya' da kar dağılımındaki piramit yapı - 01

Japonya' nın nüfusu 128 milyon..

Türkiye nüfusunun yaklaşık 2 katı olmasa bile yüzölçümü bizimkinin yarısı olan Japonya gerçekten kalabalık bir ülke..
Bu kalabalık ülkedeki şirket sayısı da küçümsenmeyecek kadar çok..
Anonim, limited, şahıs şirketleri falan derken yaklaşık 3 milyon kurulu şirket olduğunu öğrendim..

Bu demektir ki 3 milyon Yönetim Kurulu Başkanı yani CEO var..
Yani Japon nüfusunun %3 CEO..
Şirket yöneticisi..
Her 100 kişiden 3 ü patron bu ülkede..

Neyse patronları bir kenara birakalım..

Bu 3 milyon şirketin yalnızca 4000 tanesi Japon borsasına girmiş..
3 milyon şirkete 4000 şirketbiraz küçük bir rakam gibi gözükse de bir çoğu grup şirketleri..
Japonya da bu grup şirketlerinden32,000 tane var..
Yani 4000 bin şirketin her birisinin önemi bir başka..
4000 bin Japon şirketi dünya piyasasının dengeleri ile oynuyor..

Ama ne hikmettir ki geçen seneki Japon vergi dairesinin istatistiklerine göre bu 3 milyon şirketin tam %70 yani 2.1 milyonu gecen sene zarar göstermiş..

Ama Toyota, 2007 Mart ayındaki kapanışlarında 240 Milyar $ ciro ve 13 Milyar $ da kar elde ettiklerini beyan etti..

Bu da Japonya' da önemli bir piramit ortaya çıkarıyor..

Bir sonraki yazımda bu piramitten biraz daha söz edeceğim..

Etiketler: ,

14.8.08

Malını "Konbini" de mi satarsın yoksa Makina da mı?

Japonya' da SevenEleven, FamilyMart, Lawson türü mağazalara 'Konbini' deniyor.. Bu 'Konbini' lerden Japonya' da yaklasik 35,000 tane var.. Ve bunların toplam satışı 74 Milyar $ ..

Japonya nüfüsu 120 milyon..

100 milyon diye ortalama bir rakam alıp düşünürsek ayda her bir kişi bu 'Konbini' lerde yaklasik 62$ para bırakıyor demektir..

Buda senede 744$ yapar..

Onemli bir para bence..

Ama bu 'Konbini' lerdeki ürün yelpazesini tekrar hatırlatmak isterim..

Yaklaşık 2500 ile 3000 arasında ürün var..

Yani bu 74 Milyar $ lik satış 2500 ile 3000 ürün arasında paylaşılıyor..











Bir de Japonya' da "JidouHanbaiKi" dedikleri makinalar var..

Tam Türkçe karşılığı ise Otomatik Satış Makinesi..

Bunlardan ise tüm ülke de yaklaşık 4,500,000 tane var..

Ortalama ürün yelpazesi ise 8 ile 10 arasında sınıflandırmak mümkün olabilir..Sigara, alkol, kahve, süt, bilet, soğuk içecekler gibi.. Ve bunların yıllık satışları ise şaşırtıcı..

Yaklasik 70 Milyar $..

Aşagıdaki liste ise ürün bazında makina sayısı ve satış mıktarı..


Siz olsanız ürününüzü nerede satarsınız? "Konbini" de mi "JidouHanbaiKi" de mi?

Etiketler: , , , , ,

13.8.08

Güneş enerjisinin niş kahramanları

Japonya'da her büyük sanayii besleyen ufak çaplı bir yığın yan üretici de boldur. En kolay ve basit örnek Toyota ve etrafında parça ya da makina üreten irili ufaklı kuruluşların Nagoya bölgesinde yoğunlaşıp oraya büyük bir endüstri merkezine getirmesidir. Kuçük bir not da şu: Airbus ve Boeing yeni modellerini geliştirirken aynı Japon parça üreticilerine gidip yalnız Japonya'da en iyi kalitede üretilen, mesela özel bilyeler ve cıvatalar sipariş vermişti.

Geçen yazılarda güneş enerjisi kullanımında Sanyo vb. şirketlerin başı çektiği PV'den bahsetmiştim. Bu sefer de yan sanayiiden bahsetmek istiyorum.

En başta Tokyo merkezli NPC Inc. Entegre PV üniteleri dünya pazarının %40 sahip. Ferrotec Corp. PV hücrelerinin yapımında kullanılan silikon kalipqlarını işleyen aletleri üreten önde gelen şirketlerden bir diğeri. Güneş hücrelerinin %90'ı maliyeti yüksek silikon kristalinden yapılıyor. Ulvac Inc. maliyeti düşük ince film silikondan yapılan hücreleri üreten makinalar üzerine yoğunlaşmış. Çin ve dünyada 5 fabrikada üretim yapıyor.

Başta NPC olmak üzere üç şirketin de hisseleri Nikkei 225 ortalamasının oldukça üzerinde performans gösteriyor.

Bütün bunların bizler ve Türkiye için anlamı ne? Bence fırsat:
- Yatırım için gereken para yüklüce olsa da, bu şirketler Türkiye'de üretim yapmaya ikna edilebilir. Böylece bizim coğrafyamıza avantaj elde edebilirler.
- Benzer şekilde yeni enerji kaynaklarına dayalı teknolojiler üzerine yoğunlaşan şirketler, yan sanayi de olsa, piyasalar ne kadar kötü olsa da dünyadan yatırımcı çekecek cazibeye sahip olacak.

Etiketler: ,

6.8.08

Türkler de elektrikli bisiklete biner mi?

Elektrikli bisiklet fazla havalı gelmiyor kulağa değil mi? Şöyle jet gibi giden, son model bir motorsiklete binmek varken, o kadar paraya ne gerek var böyle birşey almaya? Gelişmiş ülkelerde insanlar hava atma aşamasını geçmiş gibi.

Japonya'da ve dünyada gittikçe artan petrol fiyatları ve bunun yanında şişmanlıktan uzak, sağlıklı yaşam sürme çabaları elektrikli bisiklete olan talebi arttırmaya başladı.

Neden elektrikli bisiklete binmeli? (İngilizce tanıtım videosu)

Japonya'da tek şarjla daha uzun yol giden, daha hafif modeller ardı ardına piyasaya çıkıyor. Matsushita'ya bağlı Panasonic Cycle Technology Co.'nun yeni modelleri tek şarjla 144km yol yapıyor, bu serideki ürünler 125 bin yen civarında. Aynı pazarda Bridgestone Cycle Co., Yamaha Motor Co., Sanyo Electric Co. de var.

Yeni ürünler dağ tepe yokuş uzun mesafe pedal çevirecekler için. Bazı modellerin menzili Lithium-ion bateriyi düz yolda ya da yokuş aşağı giderken yeniden doldurduğu için fazla.

Türkiye'de bu Japon modeller henüz yok izlediğim kadarıyla. En yaygın modellerden Çin malı Easy Bike, biraz ucuz olmakla beraber tek şarjla gidebildiği mesafe 50km. Bu noktada Japonlar da, hem dış aksamda kullanılan materyalin hafifliği, hem de baterinin en efektif kullanımında kendi teknolojilerinin üstünlüğünü vurguluyorlar.

Etiketler: ,

5.8.08

SevenEleven vs MacDonalds .. ve Türkiye Japonya' da ne satar?

Sizce Japonya'da hangisi daha fazladır?
Seven Eleven'ların sayısı mı yoksa MacDonalds ların sayısı mı?

Gerçi her ikisi de Amerika kökenli kuruluşlar..
Seven Eleven 1974 tarihinde kuruldu Japonya'da..
Aslında Amerika Teksas eyaletinde buz satarak başlıyor bu şirketin asıl kökleri..
Mart 2007 tarihi itibari ile Japonya'da mağaza sayısı 32,208..
MacDonolads ise yine aynı tarih itibari ile 31,677 mağazası var Japonya' da..

Neyse, SevenEleven in en çok mağazası oldugu ülke ise Japonya.. Yaklaşık 12,000 mağaza var Japonya'da..

Aslinda SevenEleven türü kuruluşlar Japonya'da çok var.. FamilyaMart, Lawson, Ministop..Bunlardan en önemlileri hep bu Zaibatsu' larin çatısı altında olan kuruluşlar.. Mesala, Mitsubishi himayesinde Lawson var..

Neyse konu dağılmadan asıl söylemek istediğim şu: Türkiye' den bir ürünü bu tür şirketlerden birine soktuğunuzu düşünün.. Mesela SevenEleven..Birden 12,000 mağazaya ulaştınız demektir..Alın size kafa karıştıracak bir soru.. Ama nasıl bir ürün..

Soru: Türkiye' den nasıl bir ürün bu mağazaların raflarında kendisine yer bulur?

Not: Yapılan bir araştırmaya istinaden bu mağazaların her birinde satılan ürünlerin ortalama kalem sayısı yaklaşık 2500 ile 3000 arasında..

Etiketler: , , ,

4.8.08

Japon' larda artık ikinci el araba alıyorlar..

Japonya' da 1990 senesinde yıllık yeni araba satışları 5Milyon320Bin adete ulaşmıştı..
Rakamların içeriğini biraz daha kavramak için şöyle de diyebiliriz: 50 Milyon adet aile olan Japonya da her 10 aileden 1 aile kesinlikle yeni araba alıyor demekti bu..
Fakat Japonya' da artık yeni araba satışları hızla düşmekte.. Toyota, Honda, Nissan gibi araba firmalarinin Japonya dışındaki araba satışları artarken ülke içerisinde ise bir düşme söz konusu..

Japonya da 2008 Araç Talebinde de bir azalma söz konusu..

Bundan sonra belki de Japonya' da ikinci el araba satışı piyasasında bir artış söz konusu olabilir..
Belki de araba online auction ların gözde olmasının bir sebebi de bu ..
Aslında sadece araba da değil.. Motosikletten tutun iş makinalarina kadar ikinci el ürünler büyük bir pazar oluşturmakta.. ve her geçen günde büyümekte..

Etiketler: , , , ,

1.8.08

Japonya'da "Made in Turkey" su

Noter

Geçenlerde Japon bayan arkadaşların kutu kutu Contrex denen Fransız suyundan sipariş verdiğini farkettim. Geçen ay da ilk defa markette Belçika kaplıcası kökenleri maden suları gördüm. Özellikle büyük şehirlerde Avrupa kökenli pet şişe sularının imajı oldukça iyi. Öncelikle biraz lüks görünüşlü. Bunun yanında Japon suları genelde yumuşakken, Avrupa kökenli suların kalsiyum oranı yüksek ve sert. Alkali oranı yüksek suların sağlıklı olduğu düşüldüğünden talep de fazla. (Contrex'in verileri şoyle:
500ml'de Contrex 500ml Na: 4.7mg, Ca: 234mg, Mg: 37.25mg, Calium: 1.4mg, Sulfate: 560.5mg, pH: 7.4)

Japonya'da musluk suyu rahatça içilse de yine de pet şişe suyu tüketimi artıyor. Verilere göre 1990'dan 2004'e kadar tüketim 8 kat artmış. 2004'de şişelenmiş suyun yaklaşık %20"si ithal.

Olaya Türkiye açisından bakarsak maden sularımızin büyük bölümü hala değerlendirlememiş durumda. Avrupa'ya yapılan ihracat da kısıtlı. İç talep üreticilerin kapasiteleri icin hala yeterli. Japonya ve Kore şu anda öncelikli bir pazar olarak gözükmese de biraz emek harcanarak potansiyel ileriye dönük olarak yakalanabilir. Yatırım ve ulaşım maliyeleri bu pazarı küçük yatırımcılardan çok, büyük üreticiler için cazip kılacak biçimde.

Etiketler: ,

27.7.08

Mikro Titan Toplarindan Kolye..


Neden bilemiyorum ama Kyoto' dan bir firma daha sağlık ile ilgili enterasan bir baska ürün çıkarmış..
(Bir başka yazımda "Aburatorigami" den bahsetmiştim ki oda Kyoto kökenli bir üründü.. )


Kolye'nin farklı boyutları var..45cm, 55cm,65cm gibi.. özelliği ise omuz tutulmasından, bel ağrısına ya da ayaklar adalelerindeki yorgunlugun giderilmesine kadar faydasi oldugu soyleniyor..


Karbonize edilmiş titan ve mikro titan toplarini eritip elastomoric plastik ile karıştırıp aquatıtan sürülmüş bezden kolye yapıyorlar.. Kimyacı olmadığım için içeriğinin ne derece faydalı ya da zararlı olacağını bilemiyorum ama vucudun dengesini kontrol ettiği ve konsantrasyonu yükselttigine istinaden bir çok sporcunun da kullandığı bir ürün..

Internetten de ürünü satın almak mümkün.. Mesela Online Shoplardan bir tanesi bu..

Bir tane de ben taktım boynuma.. Faydasını görürsem bir tane de babamın omuz ağrıları için göndereceğim.. Benzer ürünlere Türkiye' de ulaşmak mümkün mü acaba?

Etiketler: , , ,

6.7.08

Japonya'da güneş enerjisinde PV kullanımı yaygınlaşıyor

Hergün enerjiyle ilgili haberler ana başlıkların çoğunu oluşturuyor Japonya'da, Avrupa ve ABD basınında. (Bizde her zamanki gibi iç haberler başköşede.)

Japonya'da ince film PV'in öncelerinden Sharp ve Osaka merkezli Kansai Elektrik güneş enerjisiyle çalışacak yeni bir enerji santralı yapımına başlıyorlar. Japonya'da ilk olacak olan güneş enerjisi santralının yapımına 2009'da başlanacak. 28MW'lık elektrik üretecek santral 8000 evin yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak. 5 Milyara mal olacak proje hem iki şirketin imajını ve politikalarını belirlemiş olacak, hem de 2012'ye kadar CO2 ve benzeri sera etkisi yapan gazların çıkışını kısmak zorunda olan Japonya'nın hedefini yakalamasına yardımcı olacak.

KEPCO, Sharp to build solar plant / Eco-friendly facility to be first of its kind to power nation's homes, factories

Etiketler: ,

Japon çerezlikleri - 2

Noter

Bu çerezin en çekici tarafı doğal ürünler olması ve besin değerinin yüksek olması.
Badem, kuromame (siyah soya fasulyesi) ve ek olarak kuru küçük balıklar içermesi. Kuromame'yi bir önceki yazımda anlatmıştım. Kuru balık, bayanlar ve çocuklar için doğal kalsiyum kaynağı. Türkiye'de pek bilinmeyen bir tür.

Etiketler: , ,

30.6.08

Her yer ZERO


ZeroZero


Hızla değişen ve yeniliklere çok açık Japon içecek sektöründe Zero fırtınası devam ediyor.

"Metabo" (metabolik sendromu) olmama isteğinın sonucu, içeceklerin de düşük kalorilo olması gerektiğini düşünen tüketiciler için kahveden kolaya, biradan (ya da yasal çerçevede bira benzerleri) süte kadar herşey ZERO-0. Piyasada her zaman canlılık arayan üreticiler de ardı arkasına ZERO reklamı yapıp duruyor.

Türkiye'de de satılan Diyet ya da Light Kola ürünlerini deneyenler bilir, insanın içini bayan ve sunni tatlandırıcılardan kaynaklanan bir tatlılık vardır. Aynı şey Japonya için de geçerli. Zero bakanlık tanımları gereği gerçek anlamda 0.000 kalori değerini değil, içeceğin 100 ml'deki 5 kcalden az enerji içermesini gösteriyor.

Kişisel olarak ben Zero'ları değil içecek olarak çayları tercih ederim. Gerçek Zero onlar. Mesela ortadaki, Santory'nin Kuro Oolong Çayı, 70mg çay kökenli polifenol (OTPP) içeriyor.

Consumers have appetite for calorie-free products

29.6.08

Japon çerezlikleri -1: Kuromame senbei

Noter

Japon çerezlikleri bizim ülkemizde çok bilinmiyor. Bu seride benim kişisel olarak sevdiğim ve ülkemizde de sevilebileğine inandığım ürünleri kısaca tanıtmak istiyorum.

Kuromamei senbei ya da siyah soyalı pirinç krakeri, tuzu az, kıtır kıtır bir çerezlik. Çayla çok iyi gidiyor. En önemli özelliği kuromame (siyah soya fasulyesi). Eski zamanlardan beri Çin tıbbında gelişme bozukluklarını gidermede kullanılan kuromame, başta demir olmak üzere mineraller, aminoasitler ve B vitaminlerinden zengin. Kolestrolü düşürdüğü, karaciğer fonksiyonlarını ve tansiyonu düzenlediği biliniyor. Resimdeki her bir kraker 78 kalori, 2.4 g protein içeriyor.

Etiketler: , ,

23.6.08

Enerji politikamız var mı?

Hergün enerjiyle ilgili bir haber çıkıyor bugünlerde. Ben de geçenlerde bu konuda yazmıştım.

Eskiden fantazi gibi görülen alternatif enerji kaynaları petrol fiyalarının gördüğümüz gibi artması ve petrol kaynaklarının da ön görülenden daha kısa zamanda ihtiyaca yanıt veremeyeğinin anlaşılması tasrı halindeki yeni teknolojilerin değerini arttırdı.

Ülkemizde bitmek bilmeyen nükleer santral projelerinin ötesinde bir şey var mı? Bu konudaki politikamız nedir? Bilenler paylaşırsa sevinirim.

Etiketler:

22.6.08

Ekonomik darlıkta yaratıcılık ve fırsatlar

Rekabet ve tüketicilerin değişen öncelikleri yeni firsatlar yaratır herzaman.

Bilenler bilir, dayanıksız olmalarına rağmen Japonlar bir hayli alkol tüketir. Alkolün ne dini ne toplumsal bir yasaklaması vardır. Pek çok erkek eve dönerken trende, yolda yürürken ya da evde bir tek atar, yazın en bol da bira gider.

Bubble ekonomisi sonrası alım gücünün düşmesiyle beraber Japon bira üreticileri de yeni ürünler denediler. Önce piyasa "happoshu" çıktı. Sonra "3. kategori bira" denen tür. Hem üretim maliyetindeki düşüş hem de vergi yasasındaki boşluk, bu yeni türlerin normal biraya göre fiyatın düşük olmasını sağladı. Japonya'da biranın ne tür özellikleri olacağı ve buna uygulanacak vergi belliyken, bira tadında ama içeriği farklı olan alkollü içeceklere uygulanan oran çok daha düşük. Geçen yıllarda bira tüketimi hızla düşüp, happoshu tüketimi artmaya başlayınca, hükümet vergiyi arttırmıştı. Bundan sonra "3. kategori bira" da da aynı şey olabilir.

"3. kategori bira" soya, bezelye, mısır gibi tahıl ve baklagillerin proteininden üretiliyor. Bence tadı biraya çok benzese de tabii ağızda bıraktiği tad farklı. Pek çok insan keseye öncelik verdiği için artık bu farkı önemsemiyor. Dünya'da gıda fiyatları arttığı için, artık herkes tasarruf peşinde, akşamcılar da. 350ml lik "3. kategori bira" 140 yen (28 yen vergi), happoshu 160 (47 yen vergi) ve bira da ortalama 215 yen (77 yen vergi.)

Haberin kaynağı ve rekabet durumu için
Yomiuri'deki habere bakabilirsiniz.

Türkiye'de alkollü ve alkolsüz içecekler için de pazarın hala doymadığa inanıyorum. Bu sektörde ihtiyaçlar hızla değişiyor, yakalamak önemli.

Etiketler: , ,

20.6.08

Kiwi denince İtalya??

Kiwi denince İtalya
Gazetede geçen gün bir haber gözüme çarptı: İtalya yıllık 400,000 bin tonluk üretimle dünyanın bir numaralı Kiwi üreticisi haline gelmiş. Yakında bilinen kiwiden çok daha tatlı Kiwigold da üretmeye başlayacakmış. ABD'ye de ihraç edilen kiwinin getirdiği kar üzümün üç katıymış.

Haberin kaynağı LA Times.

Bizde de kiwinin üretildiğini biliyorum. Ama domates ve karpuzla ilgili insanın içini acıtan haberleri hatırladım. Belki daha akıllı tarım politikalarına ihtiyaç var.

Etiketler: ,

16.6.08

Japonca bilenler için Japonya'da çalışma imkanı

Japan Career, Tokyo'da, bizim elçiliğe 5 dk. uzaklıktaki SolverNet Şirketi'nin kurucuları Aburaya-san and Adachi-san'ın projesi.

İş fikirlerinin çıkış noktası, Japonya'da gittikçe azalan ve yaşlanan nüfus. Er ya da geç tutarlı bir göçmen tesvik politikasının izlenerek, kalifiye ve Japonya'ya uyum sağlayacak yabancıların çalışma gücüne katılmasının kaçınılmaz olduğunu görüyorlar.

Japonya dışından ve içinen adayları Japonya'daki şirketlerle tanıştırıyorlar. Web sitesinde de görüldüğü gibi müşterileri de, adaylar da günden güne artıyor.

Adachi-san'la yaptığım sohbetlerde olaya kısa vadeli, tek seferlik bir alışveriş olarak bakmadıklarını sevinerek farkettim. Şirketlerin bu tür insan kaynakları ihtiyaçları bitmeyeceği gibi, yabanci çalışanlarını ve organizasyonlarını bu alışma sürecinde desteklemeleri gerekecek. Yabancılar da bir sure sonra başka şirketlere alanlara geçmek isteyecekler, hatta (bizim gibi) kendi şirketlerini kurmak isteyecekler, bu sefer işveren olacaklar. Böylece işbirliği olanakları uzun vadede sürekli taze tutulacak.

Konuyla ilgileniyorsanız bize bir email atarak bilgi alabilirsiniz.

Etiketler: ,

12.6.08

Şirket etiği

Ethisphere Enstitüsü'nün çalişmasına göre dünyanın en etik şirketleri belirlendi. Listede benim için sevindirici olan çalıştığım şirketlerden birinin yer alması.

Asya'dan yalnız Japonya'dan 2 şirketin bulunduğu listede gelişmekte olan ülkelerden şirket bulunmuyor.

Şeçim kriteri şoyle belirlenmiş:
1- Kurumsal vatandaşlık ve sorumluluk
2- Kurumsal denetim
3- Sosyal refaha katkıda bulunan inovasyon
4- Sektörel liderlik
5- Kurumsal liderliğin ağırlığı
6- Tam güvenilirlik
7- Iç sistemeler ve etik uygunluk programları

Son zamanlardaki trendlere uygun olarak yalnızca kar etmek ve başarılı olmak uluslarası piyasadaki imaj için yeterli olmuyor. Bu değerleri benimsememiş şirketler uluslarası platformda işbirliği fırsatlarında dezavantajlı olabiliyor. Ya da gittikçe daralan yetenek pazarında iyi aday çekemiyor. Türkiye olarak önem vermeye devam etmemiz gereken konulardan biri.

Etiketler:

8.6.08

2008 Türk-Japon İş Forumu'ndan


ForumForum
ForumForum

Perşembe Tokyo'daki Türk-Japon İş Forumu'na katıldık. Tokyo'nun en eski ve elit otellerinden İmperyal Otel'e yaklaşırken caddenin Türk Japon bayraklarıyla donanmış olmasını görmek gerçekten çok güzeldi.

Sn. Cumhurbaşkanımızın katıldığı forumda karsılıklı yapılabilecek şeylerle ilgili konuşmalar ve sunumlar yapıldı. Biz de Türk iş adamlarıyla ve buradaki iş sahibi diğer arkadaşlarla tanıştık, konuştuk.

Ertesi gün Türkiye'deki gazetelerin bazılarında yazarlar gezinin geneliyle ilgili görüşlerini dile getirdiler. Kimi bu temasları başarılı, kimi derinlik açısından yetersiz ve geçmişteki ziyaretlere bakarak sonuc getirip getirmeyeceğini şüpheli bulurken, kimi de acaba bu çabalara rağmen neden Honda-Toyota dışındaki Japon devlerinden beklenilen ilgiyi (yatırım artışı) görmediğimizi merak etmiş.

Biz burada uzun yaşama ve iş yaşamının içinde olmamıza dayanarak biraz daha farklı bakıyoruz. Bizim görüşümüz şöyle:

Türkiye olarak Japonya'yı ve o hedeflediğimiz devleri gerçekten tanımadığımız ve kendimizi de tanıtamıyoruz. Satış aktivitelerinin en temel ve vazgeçilmez koşulu müşteriyi tam olarak anlamaktır. Türk şirketlerinin cazip iş ortağı olacağını ya da ülkemizin ne kadar avantajlı bir pazar olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Ama müşterinin gerçekten merak ettiği konuları bilmiyoruz ve "işi bitirecek" yanıtları, onları gercekten tatmin edecek şekilde, anlayacakları ve bize güven duyacakları dilde veremiyoruz.

Honda ve Toyota yatırımlarını pek çok ülkede yapıyor. Yalnız Türkiye'de değil. Onların Türkiye'de de yatırımı seçmeleri için çok geçerli ve fizibilitesi yapılmış iş fikirleri ve bunu gerceklestirme stratejileri vardi. Projelere çok emek harcanmıştı. "Daha zor" ya da riskli sektörlerde benzer başarıyı yakalamak mümkün; ama bu sürekli, kararlı ve kendi içinde tutarlı bir çabayı gerektiriyor. Japonlar bilindiği gibi çok detaycıdır ve yabancılara güven duymaları oldukça zaman alır. Bizim Japonya dışındaki tecrüblerimizi temel alıp, Japonlara gore mesajlarımızın içeriğinden, nasıl verildigine karar süreçlerimizi gözden gecirmemiz gerekir. Bu da ilişkilerimizden, fuarlarımızdan, sektörel ve şirket bazında olusturduğumuz tanıtım materyallerine kadar "toplam kaliteyi" yakalamamiz ve çekmeye çalıştığımız Japonya sermayesi icin rekabet ettiğimiz diğer ülkelerden geri kalmamamız, hatta ileride olmamız anlamına gelir.

Biz Türkler hep büyük hedeflere kısa zamanda ulaşmak ve çok çabuk büyümek istiyoruz, ama hızlı büyümenin hızlı yemek yemek kadar sindirimi zorlastıracağını unutuyoruz. Japon yöneticilerin hep söylediği "küçük başlayıp büyük düşünmek" prensibini gözardı ediyoruz. "Devler" de küçük başladılar. Geldigimiz bügünkü noktanın ötesine geçmemiz icin büyük düşünen devletimizin sağladığı olanakların ötesini görmemiz, hedeflememiz, küçük ve mütevazi olarak başlasak da, hedefe varacak çabayı özel sektör olarak göstermemiz gerekiyor. Bizim gibi Japonya'yı ve dünya standardlarını bilen Türklerin kurdukları şirketlere, InfoKapital'lere, büyük görev düşüyor.

Önümüzün açık. Gereken, olanaklarımızı, birikimlerimizi TAM olarak kullanmayi bilmek.

Etiketler: , ,

7.6.08

Japonlarla el sıkışırken göz göze gelmek

Sn. Cumhurbaşkanını'nın Japonya'ya geldiği gün Hürriyet'te
Japonlarla el sıkışırken göz göze gelmeyin uyarısı başlıklı bir yazı gözüme çarptı.

Haberde belirtilen rehberde verilen öğütlerden bazıları doğru ama bazıları değil. Bu rehberi yazan gerçekten Japonlarla iş yapmış mı, yoksa özellikle batıda çok yaygın "Japonlara iş yapma" ile ilgili 20 yıl önce yazılmış kitaplardakileri mi özetlemiş merak ettim doğrusu.

Benim yorumlarım şöyle:

Japon muhataplarla el sıkışırken göz göze gelmekten kaçının: Bu doğru değil. Yalnız genç değil, pek çok orta yaşlı Japon özellille yabancılardan samimi ve kuvvetli bir el sıkma bekler. El sıkışma adetinin aslında olmadığını da belirtmeliyim.

Derin nefes alıyorsa görüşme olumsuz: Bunu ayarlamak ve anlamak da zor.

Yaşa ve ağarmış saça prim verir. Japonlar yaşa ve ağarmış saçlara prim verdiğinden, müzakere heyetinde mutlaka kıdemli bir firma temsilcisi bulundurun: Bu tamamen iş yapılacak sektöre, karşı tarafın şirket kültürüne göre değişir, genelleme yapılamaz. Tam ters etki de yapabilir.

Hangi ulusla olursa olsun genellemeler tehlikeli. Doğru şeyi yapmak isterken münasebetsiz durumlara yol açılabilir. Basma kalıp bilgilerin yazıldığı bu tür "iş yapma" rehberlerini hep bir soru işeritiyle okumakta yarar var.

(Yazının benzer versiyonu Ortak Renkler'dedir.)

Etiketler: ,

Copyright © 2008 infokapital.com
InfoKapital is not responsible for the content of external internet sites