6.7.08

Japonya'da güneş enerjisinde PV kullanımı yaygınlaşıyor

Hergün enerjiyle ilgili haberler ana başlıkların çoğunu oluşturuyor Japonya'da, Avrupa ve ABD basınında. (Bizde her zamanki gibi iç haberler başköşede.)

Japonya'da ince film PV'in öncelerinden Sharp ve Osaka merkezli Kansai Elektrik güneş enerjisiyle çalışacak yeni bir enerji santralı yapımına başlıyorlar. Japonya'da ilk olacak olan güneş enerjisi santralının yapımına 2009'da başlanacak. 28MW'lık elektrik üretecek santral 8000 evin yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak. 5 Milyara mal olacak proje hem iki şirketin imajını ve politikalarını belirlemiş olacak, hem de 2012'ye kadar CO2 ve benzeri sera etkisi yapan gazların çıkışını kısmak zorunda olan Japonya'nın hedefini yakalamasına yardımcı olacak.

KEPCO, Sharp to build solar plant / Eco-friendly facility to be first of its kind to power nation's homes, factories

Etiketler: ,

Japon çerezlikleri - 2

Noter

Bu çerezin en çekici tarafı doğal ürünler olması ve besin değerinin yüksek olması.
Badem, kuromame (siyah soya fasulyesi) ve ek olarak kuru küçük balıklar içermesi. Kuromame'yi bir önceki yazımda anlatmıştım. Kuru balık, bayanlar ve çocuklar için doğal kalsiyum kaynağı. Türkiye'de pek bilinmeyen bir tür.

Etiketler: , ,

30.6.08

Her yer ZERO


ZeroZero


Hızla değişen ve yeniliklere çok açık Japon içecek sektöründe Zero fırtınası devam ediyor.

"Metabo" (metabolik sendromu) olmama isteğinın sonucu, içeceklerin de düşük kalorilo olması gerektiğini düşünen tüketiciler için kahveden kolaya, biradan (ya da yasal çerçevede bira benzerleri) süte kadar herşey ZERO-0. Piyasada her zaman canlılık arayan üreticiler de ardı arkasına ZERO reklamı yapıp duruyor.

Türkiye'de de satılan Diyet ya da Light Kola ürünlerini deneyenler bilir, insanın içini bayan ve sunni tatlandırıcılardan kaynaklanan bir tatlılık vardır. Aynı şey Japonya için de geçerli. Zero bakanlık tanımları gereği gerçek anlamda 0.000 kalori değerini değil, içeceğin 100 ml'deki 5 kcalden az enerji içermesini gösteriyor.

Kişisel olarak ben Zero'ları değil içecek olarak çayları tercih ederim. Gerçek Zero onlar. Mesela ortadaki, Santory'nin Kuro Oolong Çayı, 70mg çay kökenli polifenol (OTPP) içeriyor.

Consumers have appetite for calorie-free products

29.6.08

Japon çerezlikleri -1: Kuromame senbei

Noter

Japon çerezlikleri bizim ülkemizde çok bilinmiyor. Bu seride benim kişisel olarak sevdiğim ve ülkemizde de sevilebileğine inandığım ürünleri kısaca tanıtmak istiyorum.

Kuromamei senbei ya da siyah soyalı pirinç krakeri, tuzu az, kıtır kıtır bir çerezlik. Çayla çok iyi gidiyor. En önemli özelliği kuromame (siyah soya fasulyesi). Eski zamanlardan beri Çin tıbbında gelişme bozukluklarını gidermede kullanılan kuromame, başta demir olmak üzere mineraller, aminoasitler ve B vitaminlerinden zengin. Kolestrolü düşürdüğü, karaciğer fonksiyonlarını ve tansiyonu düzenlediği biliniyor. Resimdeki her bir kraker 78 kalori, 2.4 g protein içeriyor.

Etiketler: , ,

23.6.08

Enerji politikamız var mı?

Hergün enerjiyle ilgili bir haber çıkıyor bugünlerde. Ben de geçenlerde bu konuda yazmıştım.

Eskiden fantazi gibi görülen alternatif enerji kaynaları petrol fiyalarının gördüğümüz gibi artması ve petrol kaynaklarının da ön görülenden daha kısa zamanda ihtiyaca yanıt veremeyeğinin anlaşılması tasrı halindeki yeni teknolojilerin değerini arttırdı.

Ülkemizde bitmek bilmeyen nükleer santral projelerinin ötesinde bir şey var mı? Bu konudaki politikamız nedir? Bilenler paylaşırsa sevinirim.

Etiketler:

22.6.08

Ekonomik darlıkta yaratıcılık ve fırsatlar

Rekabet ve tüketicilerin değişen öncelikleri yeni firsatlar yaratır herzaman.

Bilenler bilir, dayanıksız olmalarına rağmen Japonlar bir hayli alkol tüketir. Alkolün ne dini ne toplumsal bir yasaklaması vardır. Pek çok erkek eve dönerken trende, yolda yürürken ya da evde bir tek atar, yazın en bol da bira gider.

Bubble ekonomisi sonrası alım gücünün düşmesiyle beraber Japon bira üreticileri de yeni ürünler denediler. Önce piyasa "happoshu" çıktı. Sonra "3. kategori bira" denen tür. Hem üretim maliyetindeki düşüş hem de vergi yasasındaki boşluk, bu yeni türlerin normal biraya göre fiyatın düşük olmasını sağladı. Japonya'da biranın ne tür özellikleri olacağı ve buna uygulanacak vergi belliyken, bira tadında ama içeriği farklı olan alkollü içeceklere uygulanan oran çok daha düşük. Geçen yıllarda bira tüketimi hızla düşüp, happoshu tüketimi artmaya başlayınca, hükümet vergiyi arttırmıştı. Bundan sonra "3. kategori bira" da da aynı şey olabilir.

"3. kategori bira" soya, bezelye, mısır gibi tahıl ve baklagillerin proteininden üretiliyor. Bence tadı biraya çok benzese de tabii ağızda bıraktiği tad farklı. Pek çok insan keseye öncelik verdiği için artık bu farkı önemsemiyor. Dünya'da gıda fiyatları arttığı için, artık herkes tasarruf peşinde, akşamcılar da. 350ml lik "3. kategori bira" 140 yen (28 yen vergi), happoshu 160 (47 yen vergi) ve bira da ortalama 215 yen (77 yen vergi.)

Haberin kaynağı ve rekabet durumu için
Yomiuri'deki habere bakabilirsiniz.

Türkiye'de alkollü ve alkolsüz içecekler için de pazarın hala doymadığa inanıyorum. Bu sektörde ihtiyaçlar hızla değişiyor, yakalamak önemli.

Etiketler: , ,

20.6.08

Kiwi denince İtalya??

Kiwi denince İtalya
Gazetede geçen gün bir haber gözüme çarptı: İtalya yıllık 400,000 bin tonluk üretimle dünyanın bir numaralı Kiwi üreticisi haline gelmiş. Yakında bilinen kiwiden çok daha tatlı Kiwigold da üretmeye başlayacakmış. ABD'ye de ihraç edilen kiwinin getirdiği kar üzümün üç katıymış.

Haberin kaynağı LA Times.

Bizde de kiwinin üretildiğini biliyorum. Ama domates ve karpuzla ilgili insanın içini acıtan haberleri hatırladım. Belki daha akıllı tarım politikalarına ihtiyaç var.

Etiketler: ,

16.6.08

Japonca bilenler için Japonya'da çalışma imkanı

Japan Career, Tokyo'da, bizim elçiliğe 5 dk. uzaklıktaki SolverNet Şirketi'nin kurucuları Aburaya-san and Adachi-san'ın projesi.

İş fikirlerinin çıkış noktası, Japonya'da gittikçe azalan ve yaşlanan nüfus. Er ya da geç tutarlı bir göçmen tesvik politikasının izlenerek, kalifiye ve Japonya'ya uyum sağlayacak yabancıların çalışma gücüne katılmasının kaçınılmaz olduğunu görüyorlar.

Japonya dışından ve içinen adayları Japonya'daki şirketlerle tanıştırıyorlar. Web sitesinde de görüldüğü gibi müşterileri de, adaylar da günden güne artıyor.

Adachi-san'la yaptığım sohbetlerde olaya kısa vadeli, tek seferlik bir alışveriş olarak bakmadıklarını sevinerek farkettim. Şirketlerin bu tür insan kaynakları ihtiyaçları bitmeyeceği gibi, yabanci çalışanlarını ve organizasyonlarını bu alışma sürecinde desteklemeleri gerekecek. Yabancılar da bir sure sonra başka şirketlere alanlara geçmek isteyecekler, hatta (bizim gibi) kendi şirketlerini kurmak isteyecekler, bu sefer işveren olacaklar. Böylece işbirliği olanakları uzun vadede sürekli taze tutulacak.

Konuyla ilgileniyorsanız bize bir email atarak bilgi alabilirsiniz.

Etiketler: ,

12.6.08

Şirket etiği

Ethisphere Enstitüsü'nün çalişmasına göre dünyanın en etik şirketleri belirlendi. Listede benim için sevindirici olan çalıştığım şirketlerden birinin yer alması.

Asya'dan yalnız Japonya'dan 2 şirketin bulunduğu listede gelişmekte olan ülkelerden şirket bulunmuyor.

Şeçim kriteri şoyle belirlenmiş:
1- Kurumsal vatandaşlık ve sorumluluk
2- Kurumsal denetim
3- Sosyal refaha katkıda bulunan inovasyon
4- Sektörel liderlik
5- Kurumsal liderliğin ağırlığı
6- Tam güvenilirlik
7- Iç sistemeler ve etik uygunluk programları

Son zamanlardaki trendlere uygun olarak yalnızca kar etmek ve başarılı olmak uluslarası piyasadaki imaj için yeterli olmuyor. Bu değerleri benimsememiş şirketler uluslarası platformda işbirliği fırsatlarında dezavantajlı olabiliyor. Ya da gittikçe daralan yetenek pazarında iyi aday çekemiyor. Türkiye olarak önem vermeye devam etmemiz gereken konulardan biri.

Etiketler:

8.6.08

2008 Türk-Japon İş Forumu'ndan


ForumForum
ForumForum

Perşembe Tokyo'daki Türk-Japon İş Forumu'na katıldık. Tokyo'nun en eski ve elit otellerinden İmperyal Otel'e yaklaşırken caddenin Türk Japon bayraklarıyla donanmış olmasını görmek gerçekten çok güzeldi.

Sn. Cumhurbaşkanımızın katıldığı forumda karsılıklı yapılabilecek şeylerle ilgili konuşmalar ve sunumlar yapıldı. Biz de Türk iş adamlarıyla ve buradaki iş sahibi diğer arkadaşlarla tanıştık, konuştuk.

Ertesi gün Türkiye'deki gazetelerin bazılarında yazarlar gezinin geneliyle ilgili görüşlerini dile getirdiler. Kimi bu temasları başarılı, kimi derinlik açısından yetersiz ve geçmişteki ziyaretlere bakarak sonuc getirip getirmeyeceğini şüpheli bulurken, kimi de acaba bu çabalara rağmen neden Honda-Toyota dışındaki Japon devlerinden beklenilen ilgiyi (yatırım artışı) görmediğimizi merak etmiş.

Biz burada uzun yaşama ve iş yaşamının içinde olmamıza dayanarak biraz daha farklı bakıyoruz. Bizim görüşümüz şöyle:

Türkiye olarak Japonya'yı ve o hedeflediğimiz devleri gerçekten tanımadığımız ve kendimizi de tanıtamıyoruz. Satış aktivitelerinin en temel ve vazgeçilmez koşulu müşteriyi tam olarak anlamaktır. Türk şirketlerinin cazip iş ortağı olacağını ya da ülkemizin ne kadar avantajlı bir pazar olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Ama müşterinin gerçekten merak ettiği konuları bilmiyoruz ve "işi bitirecek" yanıtları, onları gercekten tatmin edecek şekilde, anlayacakları ve bize güven duyacakları dilde veremiyoruz.

Honda ve Toyota yatırımlarını pek çok ülkede yapıyor. Yalnız Türkiye'de değil. Onların Türkiye'de de yatırımı seçmeleri için çok geçerli ve fizibilitesi yapılmış iş fikirleri ve bunu gerceklestirme stratejileri vardi. Projelere çok emek harcanmıştı. "Daha zor" ya da riskli sektörlerde benzer başarıyı yakalamak mümkün; ama bu sürekli, kararlı ve kendi içinde tutarlı bir çabayı gerektiriyor. Japonlar bilindiği gibi çok detaycıdır ve yabancılara güven duymaları oldukça zaman alır. Bizim Japonya dışındaki tecrüblerimizi temel alıp, Japonlara gore mesajlarımızın içeriğinden, nasıl verildigine karar süreçlerimizi gözden gecirmemiz gerekir. Bu da ilişkilerimizden, fuarlarımızdan, sektörel ve şirket bazında olusturduğumuz tanıtım materyallerine kadar "toplam kaliteyi" yakalamamiz ve çekmeye çalıştığımız Japonya sermayesi icin rekabet ettiğimiz diğer ülkelerden geri kalmamamız, hatta ileride olmamız anlamına gelir.

Biz Türkler hep büyük hedeflere kısa zamanda ulaşmak ve çok çabuk büyümek istiyoruz, ama hızlı büyümenin hızlı yemek yemek kadar sindirimi zorlastıracağını unutuyoruz. Japon yöneticilerin hep söylediği "küçük başlayıp büyük düşünmek" prensibini gözardı ediyoruz. "Devler" de küçük başladılar. Geldigimiz bügünkü noktanın ötesine geçmemiz icin büyük düşünen devletimizin sağladığı olanakların ötesini görmemiz, hedeflememiz, küçük ve mütevazi olarak başlasak da, hedefe varacak çabayı özel sektör olarak göstermemiz gerekiyor. Bizim gibi Japonya'yı ve dünya standardlarını bilen Türklerin kurdukları şirketlere, InfoKapital'lere, büyük görev düşüyor.

Önümüzün açık. Gereken, olanaklarımızı, birikimlerimizi TAM olarak kullanmayi bilmek.

Etiketler: , ,

7.6.08

Japonlarla el sıkışırken göz göze gelmek

Sn. Cumhurbaşkanını'nın Japonya'ya geldiği gün Hürriyet'te
Japonlarla el sıkışırken göz göze gelmeyin uyarısı başlıklı bir yazı gözüme çarptı.

Haberde belirtilen rehberde verilen öğütlerden bazıları doğru ama bazıları değil. Bu rehberi yazan gerçekten Japonlarla iş yapmış mı, yoksa özellikle batıda çok yaygın "Japonlara iş yapma" ile ilgili 20 yıl önce yazılmış kitaplardakileri mi özetlemiş merak ettim doğrusu.

Benim yorumlarım şöyle:

Japon muhataplarla el sıkışırken göz göze gelmekten kaçının: Bu doğru değil. Yalnız genç değil, pek çok orta yaşlı Japon özellille yabancılardan samimi ve kuvvetli bir el sıkma bekler. El sıkışma adetinin aslında olmadığını da belirtmeliyim.

Derin nefes alıyorsa görüşme olumsuz: Bunu ayarlamak ve anlamak da zor.

Yaşa ve ağarmış saça prim verir. Japonlar yaşa ve ağarmış saçlara prim verdiğinden, müzakere heyetinde mutlaka kıdemli bir firma temsilcisi bulundurun: Bu tamamen iş yapılacak sektöre, karşı tarafın şirket kültürüne göre değişir, genelleme yapılamaz. Tam ters etki de yapabilir.

Hangi ulusla olursa olsun genellemeler tehlikeli. Doğru şeyi yapmak isterken münasebetsiz durumlara yol açılabilir. Basma kalıp bilgilerin yazıldığı bu tür "iş yapma" rehberlerini hep bir soru işeritiyle okumakta yarar var.

(Yazının benzer versiyonu Ortak Renkler'dedir.)

Etiketler: ,

19.5.08

"Aburatorigami"


Japonya'da "Aburatorigami" deniyor..Belkide diğer ülkelerde de.. Sanırım Türkçe' de yağ emeci kozmetik yüz kağıdı da denilebilir.. Gayet tabiki bu benim tercümem..

Neyse, Japonya çapında "Aburatorigami" nin ünlü bir ürün haline gelmesi Japonya'nın eski başkenti Kyoto şehrinde oldu.. "Aburatorigami" tarihi kısa aslında.. 1920'lere dayanıyor..Ilk zamanlarda "Aburatorigami" kağıtlarının ebadı tüm yüzü kaplayacak büyüklükte idi..Yani şimdiki "Aburatorigami" kağıtlarından yaklaşık 4 kat daha büyüktü diyebiliriz..ve de pahalıydı..

Ilerleyen zaman içerisinde cep ebatındaki "Aburatorigami" ler bir tanesi 20 Japon Yeni karşılıgında piyasaya sürüldü.. ve kısa zaman icerisinde Kyoto'nun Yeşilçamı' inda sinema ve tiyatro bölgesinde önemli bir populerite kazandi.. ve ağızdan ağıza tüm Japonya' ya yayıldı..
Kim bilir belki de Türkiye'ye.. Acaba kimler biliyor??
Şimdilerde ise bir paketinde yaklaşık 100 adeti 100 Japon Yenine her yerde satılıyor.. 1YTL falan..

Etiketler: , , ,

16.5.08

Web'de kelimelerin ötesine geçmek

Şirket kurmak için koştururken web sitesini oluşturmayı da ihmal etmedik. Dizaynı Türk bir arkadaş (Mehmet Murat Keylan) üstüne aldı. Web programlamasını kendimiz yaptık.

En zoru içerik oluşturmak, hem de 3 dilde . Şirketin gerçekleşmesi zamana yayılan bir vizyonu ve planları olunca, şu aşamada kime ne söylemek gerektiğine karar vermek bir iki "beyin fırtınası" oturumunu gerektirdi. Sonra M. Masato Japonca'ya, ben de İngilizce'ye çevirdik. Ama Japon ve ana dili İngilizce olan arkadaşların fikirlerini almayı ihmal etmedik. Cümleleri düzelttik. Japonca en zoru oldu, tahmin edilebileceği gibi. Nedeni şöyle:

Her dilin bir tınısı, melodisi var. Salt tercümeyle o tınıyı yakalamak gerçekten zor. Bunun da ötesinde kelimlerin taşıdığı izlenimler, imaj ve alt-anlamlar var. Mecazlar ve değimlerin uygun kullanımı o kültürün içinden olunca yerine oturuyor. İnsan ilişkileri içinde bunların önemi büyük. Anlam karşı tarafa ulaşsa bile nasıl bir izlenim bırakıyor? Güveni ve beraber bir şeyler yapma isteğini uyandırıyor mu?

Sonuç olarak Japonca gibi, sosyal yapıya, insan ilişkilerine çok değer veren bir ülkenin dilinde cümleleri yerine oturtmamız gerekti. Türkçe ve İngilizcedeki doğrudan tercümeden farklı da olsa, Japon okuyuca istediğimiz imajı vereceğinden emin olduğumuz cümleleri seçmeye çaba gösterdik.

Web sitesindeki şifeyi kaldırdık.

InfoKapital Incorporated K.K. internette de doğmuş oldu!


(Bu yazının benzer bir başka düzenlemesi Ortakrenklerdedir.)

Etiketler: , , , ,

14.5.08

Japonya'da şirket kurarken - 2

Bakanlık

İkinci aşamaya geçmek için günleri ayarladık. Bu sefer de cebimizde makbuzumuz, çantamızda onaylanmış tüzüğümüz, paramız, Adalet Bakanlığına bağlı bölge Hukuk İşleri Bürosuna gittik. Bizim gittiğimiz büro Tokyo'da yabancıların pek takılmadığı bir bölgede olsa gerek, tabii işlemleri yapacak amca yine bizi görünce biraz dumur oldu. Şöyle bir göz ucuyla baktı. Gerekli belgeleri sıraladı, yani "bunlar bunlar tamam mı bakalım ki buraya geldiniz?" der gibi.

Biz de kağıtları falan çıkardık. En önemli şeyler, tabii onaylı tüzüğün yanında, kendi kişisel mühürlerimiz (inkan), mühürün sahipliğin, kanıtlayan belge (inkanshoumeisho) ve şirketin mühürleriydi.

Hatırlatmak isterim ki Japonya'da resmi işlerde imza değil, mühür kullanılır. İlk geldiğimde banka işlerinde oldukça zorlanmıştım. Bu yüzden mühürler çok önemli.

Amca herşeye şöyle bir baktı. Artık güveni gelmişti, çünkü herşey tamamdı. İşlemi resmi olarak başlatması için gerekli pulu almak için bizi karşı binadaki pulcuya gönderdi. Pul (evet inanması zor ama) 150 bin yen (1500 dolar civarı) değerindeydi. M. Masato "aman dünyanın en pahalı pulunu kelebek gibi tut" derken, benim derdim pulu bir yere yapışmadan aynı zamanda da rüzgardan uçmadan yerine ulaştırmaktı. Neyse kazasız pul yapışması gereken yerlere yapıştı. Kişisel mühürler basılması gereken 5-10 yere basıldı (mesela sayfaların kenarlarına da yarım olarak - nedense.)

İki gün sonra işlem tamamlandı. Resimdeki en altta yer alan belge sirketin kuruluş sertifikası (tohon), üsttekiler de sirket mührünün kayıtlarıyla ilgili.

Artık resmi olarak şirketimiz kuruldu.
2 ay içinde vergi dairesine kayıt yaptırmak ve süresi içinde ikimizden mevcut yönetim kurulunu toplamamız gerekiyor.

(Arkası var...)


(Bu yazının benzer bir başka düzenlemesi Ortakrenklerdedir.)

Etiketler: , ,

11.5.08

Değneksiz golf nasıl oynayacaksın..

Evet golf oynamak için bir sürü alet edavata ihtiyaç var..
Ayakkabısından eldivenine, ti si, topu derken..En önemliside benim değnek diye hitap ettiklerim.. Golf oynamak için hakikaten şart..

Ben 4 sene önce başladım golfe ve de çok zevk alarak yaptığım bir spor.. Ama malzemeleri biraz pahalı..

Japonya da ikinci el bir yığın golf mağazası var.. Ben hep buradan temin ediyorum malzemelerimi..

Bir de şunu unutmadan söylemeli, Japonlar ne olursa olsun, satın aldıkları her ürünü hakikaten çok titiz kullanıyorlar.. Japonya dan ikinci el herhangi bir ürün satın alan herkez bunu çok iyi bilir..

Ben ikinci el malzemelerim ile bu Çarşamba golfe gidiyorum.. 24 kişilik bir lokal turnuva.. Umarım iyi skor yaparım..

Nedir acaba ikinci el golf malzemeleri ile ilgili piyasa Türkiye'de merak ediyorum doğrusu..

Etiketler: , , ,

30.4.08

Yeni bir ürün değil ama..

Gün geçmiyor ki yeni bir ürün gözümüze çarpmasın..Özellikle kozmetik ile ilgili ürünler benim her zaman ilgimi çekmistir..
geçenlerde soya sütündeki kaymaktan yapılmıs bir maske ilgimi çekti..


Japon geleneksel yemeklerinde sıkça kullanılan soya sosunun ana maddesi olan soya dan faydalınalarak yapılmış bir ürün..
Banyodan ya da spordan ya da ne bileyim spa dan sonra kullanıldığında cildi daha parlak ve beyaz yaptığı ayrıca doğal temizliğini sağlıyormuş..

Türkiye de son zamanlarda bu tür ürünler hakkında talep ne durumda acaba..

Etiketler: , ,

27.4.08

Japonya'da şirket kurarken - 1

Noter

Geçen yıl şirket kurmaya karar verdiğimiz zaman, araştırdık, arkadaşlara sorduk, hatta vergi işlerine bakan bir Japon amcaya danıştık. En ucuz ve kolay nasıl yapabilirdik? M. Masato'yla uzun uzun konuştuk ve bu işi, yani şirket kurma işlemlerini kendimiz yapmaya karar verdik. En büyük engel, ya da göz korkutan şey, aslında mevzuatı tam bilmememizdi. Malum bizim Türkiye'de de diğer ülkelerde de bu işlerin dili bile karışıktır. İnsan bezer ve "bir bilene" yani avukata falan verir. Ama M. Masato bu işi kendi kendimize yapabileceğimize ikna etti beni.

Web'deki bilgiler, bazı Kobi destek merkezlerine ziyaretler falan...Sonuçta yapılması gerekenleri anladık ve en önemli belgeyi, şirket tüzüğünü kendimiz hazırladık.

İlk resmi işlem bu tüzüğün noterce onaylanmasıydı. Bir sabahın dokuzunda Tokyo'da Shinbashi tarafındaki bir noter bürosundaydık.

60'ının üstündeki noter ve yanındaki (Japon Office Lady-OL usülü) bayan çalışanlar için unutamayacakları ve arkadaşlarına anlatacakları bir gün olsa gerek: İki yabancı kapıda ve işlem yaptırmak istiyor. Zavallılar şaşkınlıktan dumur oldular! Oldukça alışılmadık birşey olmalı. Acaba ne istiyorlar, Japonca konuşuyorlar mı, falan.

Bu dumur durumunu atlattıklarında bizim dökümanların tamam olduğunu, niyetimizin ciddi olduğunu, Japonca konuştuğumuzu, hatta okuduğumuzu ve herşeyin normal seyrinde gidebileceğini anladılar. İşlemlerin gerisi kolayca bitti. Biz derin selam vererek kapıdan çıktık.

Cebimizde makbuzumuz, çantamızda onaylanmış tüzüğümüz vardı. İlk aşama sorunsuz bitmişti. Bundan sonrası Adalet Bakanlığına bağlı Hukuk İşleri Bürosuna gitmekti.

(Bu yazının benzer bir başka düzenlemesi Ortakrenklerdedir.)

Etiketler: , ,

Yenilenebilir Enerjide rekabet



Yan taraftaki "Green Giant" başlıklı grafik Economist'in 5 Nisan sayısında yayınlandı. Bu konuda çok bilgim olmasından belki de, Almanya'nın konudaki liderliği oldukça şaşıttı diyebilirim. Bir başka dikkatimi çeken bölüm de Almanya'nın verilerinde açık maviyle gösterilen Solar photovoltaic (PV) kaynaklı enerji üretiminin diğer ülkelerden fazla olması.

Fosil kökenli yakıtların tükenmesi, fiyat artışı ve hidroelektrik santralların çevreye verdiği zarar dünyayı yeni enerji kaynakları bulma ve rantabl olarak işletmenin yollarını aramaya zorluyor. Hükümetlerin verdikleri teşvikler ve yeni enerji teknolojilerindeki ilerlemelerle fiyatlar da biraz olsun düşmeye başladı. Renewable Energy Policy Network for the 21st Century - Ren21'in verilerine göre, dünyadaki yenilenebilir enerji kaynakları kapasitesi 2004'le karşılaştırıldığında %50 artarak, 2007'de 240 gigawat (GW)'a ulaşmış durumda.
Yenilenebilir enerji kaynakları, büyük hidroelektrik santralları hariç, dünyadaki kapasitenin %5'ini ve üretimin de %3.4'ünü oluşturuyor. Halen yenilenebilir enerji kaynakları kapasiteside en büyük payı olan rüzgar enerjisinin, kapasitesini 2007'de %28 artarak 95 GW seviyesine ulaştığı tahmin ediliyor.

Bununla beraber, dünyada en hızlı payını arttıran yenilenebilir enerji kaynağı şebeke bağlantılı PV Güneş Enerjisi. 2006 ve 2007'de kapasite artışının %50 olarak gerçekleşerek, 7.7 GW' ulaştığı tahmin edilmekte. Bu rakam da dünya çapında 1.5 milyon evin çatılarındaki PV Güneş enerjisi sistemleriye elektrik şebekesine bağlı olduğu anlamına geliyor.

PV Güneş enerjisi hala diğer alternatiflere göre pahalı olmakla beraber, bu teknolojinin yandaşlarına göre gelecek vadediyor. PV Güneş Enerjisi konusunda uzman Photon Dergisi'e göre, PV hücreleri üretiminde liderliği Japon Sharp, Alman Q-Cells ve Çin'li Suntech Power şirketleri yapıyor. Japonya'dan Kyocera ve Sanyo da küresel rekabet içinde yerlerini almış durumda.

Halen Türkiye, Dünya Su Isıtmalı Güneş Enerjisi üretim kapasitesinde Çin ve AB'den sonra 3. sırada. Haritada da Türkiye'nin kapasitesi görülüyor.

İnanıyorum ki üretim birim fiyatı düştükçe Türkiye Su Isıtmalı Güneş Enerjisi üretimine denk düşecek şekilde PV Güneş Enerjisi üzerine de eğilecek ve gelişmeyi yakalayacak.

Etiketler:

22.1.08

Her şey Dünya için

Japonya, savaş sonrasındaki acımasız sanayileşmesinin ardından yeniden çevreciliğe döndü ve şimdi herşey, hergün konular bu eksende dönüyor. Japonlar bir konuda kollektif düşğünmeye başladılar mı, korkulur. Geçenlerde radyoda spiker ekolojiyi korumak için artık arabasına binmediğini ve trenle işe gidip geldiğini söyledi. Değişime inanamadım.

Gazeteler için de durum aynı. Bu haftaki Nikkei'de iki haber gözüme çarptı. Bunlardan biri 2007 Nikkei Üstün Ürün ve Hizmetler ödüllerinden birini almış olan, Mitsubishi Heavy Industries'in MWT92/2.4 modeli. Kendi yönünü rüzgara göre ayarlayarak çok kuvvetli rüzgara dayanabiliyor ya da zayıf rüzgarda da çalışabiliyor. Diğer bir haberse TDK ve Taiyo Yuden'i ayrı ayrı 2010'da piyasaya sürmek üzere, yeni ve ucuz silikondan imal edilmemiş DSSC adlı güneş enerisi aletlerini planlamaya başlamaları. Ürünün özelliği kapalı ya da kötü havada da güvenilir elektrik üretebilmesi.

Türkiye'de hala bu konu biraz lüks görünüypr sanırım. Çok ilgi yok çevre korumaya. Şimdilerde başlayıp zararın neresinden dönsek kardır olmalı mantık. İnsanlar geç olsa da uyanmaya başlasa..Aslında yeni ve boş bir alan olarak görünüyor. Amerikada'da bile son başkanlık seçimlerimde "yeşil" alanlarda iş alanları yaratma lafları dönmeye başladı.

Bizde tutar mı göreceğiz.

Etiketler: , ,

15.1.08

Bu sefer de tam tersi - Bizde var Japon' larda yok..

Bazen de tam tersi oluyor işte. Türkiye' de imal ediliyor ve bir çok ülkede pazarlanan öyle ürünler var ki bunlara Japon piyasasında görebilmek mümkün olmuyor. Mesala geçenlerde bir Türk Kimya şirketinin sitesine bakarken buna tanık oldum.

Etiketler: ,

Copyright © 2008 infokapital.com
InfoKapital is not responsible for the content of external internet sites